ruh etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
ruh etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

14 Eylül 2017 Perşembe

Amok Koşucusu / Stefan Zweıg


"Elimizde kalan son insan hakkı herhalde şudur: Canının istediği şekilde geberme hakkı... ve dışarıdan bir yardımla rahatsız edilmeme hakkı."


Pek çok türde olağan dışı ve oldukça etkili, yetkin eserler veren Viyana doğumlu Stefan Zweig, bir kez daha sarıp sarmaladı ruhumu. Yaşamı boyunca kafasını meşgul eden ölüm hakkını, eşiyle birlikte intiharına kadar devam ettiren yazar, bu eserinde de oldukça ilginç bir bakış açısı sergiliyor.

Amok, Malezya halkında görülen bir çeşit delilik, anlamsız saplantılar sonucu ortaya çıkan ölümcül bir delilik hali. Önce durgunluk, kararsızlık, kibir, nefret sonra da birden beliren koşma arzusu, kudurma belirtileri, tiz çığlıklar...

22 Haziran 2016 Çarşamba

Masa da Masaymış Ha... / Edip Cansever


Adam yaşama sevinci içinde
Masaya anahtarlarını koydu
Bakır kaseye çiçekleri koydu
Sütünü yumurtasını koydu
Pencereden gelen ışığı koydu
...
Uykusunu koydu, uyanıklığını koydu
Tokluğunu, açlığını koydu
Masa da masaymış ha...
Bana mısın demedi bu kadar yüke
Bir iki sallandı durdu
Adam ha babam koyuyordu

Edip Cansever'in bu şiiri ses, yapı ve içerik bakımından masa kadar basit bir esasa dayanır ve gücünü de bu basitlikten alır. Eşya ile ruhun bütünlüğü şiire anlam bütünlüğü de katmış olur. Basit, sade ve gerçek...

20 Haziran 2016 Pazartesi

Çatışma ve Hayal Kırıklığı


Kedi bir kafese konur ve uzun süre aç bırakılır. Sonra kafesin içine bir parça ciğer konur. Kedi ciğere büyük bir iştahla ve bezgin bir açlıkla yaklaşır. Malum, ciğer onun en sevdiği yiyecektir ve o açtır... Zavallı kedi ciğere yaklaştığında, özel bir mekanizmadan sıcak buhar fışkırır ne yazık ki. Yeniden dener, tekrar yaklaşır; kuşkusuz her yaklaştığında buhar da fışkırmaya devam eder, hayvan bir türlü ciğere ulaşamaz.

27 Nisan 2016 Çarşamba

Söz ve Anlam Sanatları 2 / İstiare


"Artık demir almak günü gelmişse zamandan
Meçhule giden bir gemi kalkar bu limandan
Hiç yolcusu yokmuş gibi sessizce alır yol
Sallanmaz o kalkışta ne mendil ne de bir kol"
Yahya Kemal Beyatlı


İstiare, hem mecaz hem de benzetme sanatıdır. Herhangi bir şeyin çeşitli yönlerden benzediği başka bir şeyin adıyla anılması şeklinde yapılır. Yani sözcüğün gerçek anlamının dışında herhangi bir şeye ad olması gerekir ve kendi anlamıyla kullanılması olanaksızdır. İstiarede benzetme amacı da kesinlikle bulunmalıdır.

4 Nisan 2016 Pazartesi

Edward Morrison/ Temizlik Yaptım Bugün


Hayat bizi yorunca, şapkamızı çıkarır düşünürüz yaşadıklarımızı. Neler oldu, neden oldu? Ne kadarı bizim suçumuz, ne kadarı kader?  Vicdanımız ne kadar rahat? Neleri çıkarmalıyız hayatımızdan, neleri temizlemeliyiz ruhumuzdan? ilham verici hayatlar var ya da ibret alınası... Edward Morrison ilham olsun bu bahar bizlere de. Gelin hep birlikte temizlik yapalım! 

31 Ocak 2016 Pazar

Son Adım


Yol bitti
iki adım ötesi boşluk
son iki adım kaldı önümde
yazık!
ama olsun, yine de
yaşamaya değer

küllerinden doğan
simurgum ya hani ben
yüreğim tir tir titrese bile
ayazda donmaya ramak kala
kırık dökük hecelerle de olsa
şarkılar yazacağım yeniden
titreyerek otururken bir bankın ucunda
ipek mendillere sarılıyken
 boş hayaller
hep yeniden doğacak
ruhumu ölümsüzlere
 ruh kardeşi yapacağım ben

sağ elimi tutan sol elim olmasın
ben ölürken
son iki adımda yeniden
vefa durağında bekleyeceğim ben

12 Ocak 2016 Salı

Göçebe / Stephenıe Meyer


Bilim kurgu romanı Göçebe'de, bir ruh göçünü takip edeceksiniz. Aynı bedende iki ruh, yaşanan ikilem ve işgalci ruhlar...

2 Ekim 2015 Cuma

İçimdeki Hayvan

şaha kalktı atım
dört nala koşmaya
pençe attı dişi kaplan
yan bakan düşmana

içimdeki hayvan
uyandı kör uykulardan

kaplumbağamın 
kabuğundayım kimi zaman
ölü hafızasıyla bir balığın 
soluğundayım bazan
mırıl mırıl bir kedinin
koynundayım zaman zaman

içimdeki hayvan
uyandırdı gaflet uykularından




3 Eylül 2015 Perşembe

Anlatmak Zor

Ne zor anlatmak kendimi
...
Begonyanın rengini soldurdu geceler
Menekşenin kokusu dindi
Elleri çamurlu
Dikenli tellere takılmış teni
Anlatmak zormuş beni

20 Temmuz 2015 Pazartesi

Bir Daha Doğmak Hayata



Ormanda Yangın Vaaar

Alışmak
Her yangına…
Yanışı tenin
Ruh çıkmazlarında
Cehennem mi burası
Yanan insanlık mı
Yanan ben miyim?
Yoksa saf ruhum mu yanıyor
Sevgiye tapan kalbim mi
Bu yanık kokusu da ne?
Ben miyim kül olan?

Yanıyor her şey cayır cayır
Cayır cayır evren
Alazlar kızıl,mavi,tunç rengi
Savurdukça yel
Yalpalıyor sağa sola
Bir kırbaç gibi
Yanağımda şaklaya şaklaya
Yangın var ruhlarda

13 Temmuz 2015 Pazartesi

Göç


Ah, göç sürgünü ruhum!
Hani, bal tadındaydı ufuk?

Göç başladı
Derleyip can evindeki
Tüm kırık parçaları
Deve yüküyle umudu
Katarak kervanıma
Aya selam çakıp
Gidiyorum

4 Temmuz 2015 Cumartesi

Ay Büyürken


Ruhumun en çıplak haliyle
Çıktım ayın karşısına
Yanılgısıydı aynadaki karanlık
Ay büyürken
Işığı düşer  yollara

Vakit daralıyor
Akşam sabaha kucak açtı
Sabahlar kör karanlıklara…

24 Haziran 2015 Çarşamba

Portre

                                                    

 Kırık Çerçeveden Görüntüler 


           Çevremdeki insanları yazmayı seviyorum, hele ki türünün son örneği denilen türden olurlarsa… Tamam ben de onlardan biri olabilirim, kabul hepimiz biraz garibiz. Olsun yine de güzel, değişik insanlar tanımak, anlamak için bakmak, başkalarının göremediği ayrıntıları görmeye çalışmak... Kısacası insan okumayı severim ben.

23 Haziran 2015 Salı

Yeter


Cevapsız sorular sorma hayat

Yordu yıllar

Yarım asırlık bu şarkıda

Melodi ezik, bozuk sesler

Sazımın bam teli kopmuş
Müziksiz bırakma  artık 
Yeter!

12 Haziran 2015 Cuma

11 Haziran 2015 Perşembe

Soytarı

Soytarı

Bir soytarının gizli dünyasını okudum
Dün gece sararmış sayfalarda
Yüreğindeki asalet yoktu kıyafetinde
Gerçek bir kral yaşarken içinde
Kralın soytarısı olmakmış kaderi

10 Haziran 2015 Çarşamba

Maske / Deneme

Maske

                  İnsanları tanımak zordur,neden dersiniz? Herkes yüzüne bir maske takıp öyle çıkıyor sokağa, hatta evde, okulda, işte... Aynaya bakarken bile bir maske suratlarda. Herkesin bir öteki yüzü var, gün yüzüne çıkmayan. Kimse boy aynası tutmuyor kendine. Neden bu korku, neyi gizliyoruz ki?..  
         An geliyor, yoruluyoruz maskeyle dolaşmaktan. Yüreğimizin derinliklerindeki gizli canavarı  yavaş yavaş gün ışığına çıkarıyoruz. Bazıları için iki ayrı insan olma çabası, kendini inkar. Bazıları içinse, ikiyüzlülük değil bu, sadece korku... Anlaşılmama korkusu, incitilme korkusu, kandırılma korkusu...
     Hep korkarız bir şeylerden, kimimiz parasızlıktan, işsiz kalmaktan, kimimiz yalnızlıktan ya da karanlıktan... Farkına varmadan derin çukurlar açar, oraya gömeriz gözyaşlarımızı, gizlemek istediklerimizi. Maskesiz dolaşamayız pek. Halimizi hatrımızı soranlara hep "İyiyim" demek zorunda hissederiz kendimizi. Oysa bağırmak gelir aslında içimizden "Kötüyüm, iyi değilim işte!" Ama yapamayız ki, maskemiz vardır yüzümüzde, tebessümle "İyiyim, ya sen?.." dedirten.
      Çok ender zamanlardaysa unuturuz onu takmayı, dalgınlıkla fırlarız sokağa. İçimizdeki gerçek "ben"le dolaşmaya başlarız çaresizce. O bizi şekillendirir artık, çimenlerde deli gibi koşturur, sevdiklerine bağırarak,utanmadan "Seni seviyorum." der nedensiz yere. Beklenmedik bir anda dosta kucak açar. Bazen hırçın ve sarhoştur, sessizce ağlar. İşte böyle anlarda, avucumuzda narin bir kelebek taşırız farkında olmadan.
         Biliyorum çok zor onu çıkarıp  atmak; hatta bazıları için imkansız... Kelebeğin uçup gitmesinden  korkar, onu serbest bırakmayız, avucumuzun içinde tutarız sımsıkı. Sonra bir de bakmışız ki, korumaya çalışırken onu ezmişiz parmaklarımızla. İçimizdeki gerçek 'ben'e zarar vermişiz. Keşke onu hapsetmeseydik oraya, özgürce uçsaydı, ağlamak istediğinde ağlayıp gülmek istediğinde gülseydi. Sınırlar çizmeseydik ruhumuza. Yıkılmayı da ayağa kalkmayı da öğretebilseydik. Acıyı da sevinci de doya doya yaşayabilseydik. 
     Haydi, cesur olalım artık, maskeleri fırlatalım bir köşeye! İçimiz ağlarken, dudağımızdan kan damlarken 'kızılcık şerbeti içtim' demeyelim! Sevdiklerimize günde üç öğün "Seni seviyorum." demekten korkmayalım! Sığınmayalım artık yalanlara, masallardan medet ummayalım! Herhangi bir yolun sonuna gelindiyse uzatmaya çalışmayalım yolculuğu! Gerçek yüreğimizle, gerçek yüzümüzle, korkmadan maskesiz çıkalım yaşamın karşısına! “Kötüyüm,iyi değilim işte!” diye haykıralım anlayan olmasa da. Bugün kötüysem yarın iyi olurum, diyerek yeniden ayağa kalkalım. Bu sanal bir dünya nasıl olsa, iyi de kötü de geçici. O halde gerçek hisleri gizleyerek enerji harcamak yerine, serbest bırakalım ruhumuzu. Ağlasın ağlayabildiği kadar, bağıra bağıra... Gülsün kahkahalarla, çığlık çığlığa... Zaten sınırlı bir zamanın sanal yolcularıyız değil mi?
           Şimdi, fırlatın sokağa o sert maskenizi, haykırın haykırabildiğiniz kadar!...  "Ben de varım hayatta. Bugün ağlıyorsam yarın yine gülerim."  

Arşiv

İletişim Formu

Ad

E-posta *

Mesaj *