sevgi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
sevgi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

20 Ocak 2018 Cumartesi

Mavi





Ben mavi
Fezadan süzüldüm yastığınıza
Umudun, ışığın rengi
Sarı sabrın ikiz kardeşi
Öylesine mavi
Göğün kumral mavisi
Denizlerin laciverti
Bulutların gri mavisi


Ben mavi
Huzurun göbek adı
Sevmeyi de bildim ölümüne
Nefreti de ciğerlerim soludu
Ömrümü tüketme heveslilerine

Ben mavi
En gerçek adım bu benim
Yalanın karasından uzak
Meleklerin nur mavisi

Ben mavi
Işığımı görene 
Masmavi umudun rengi
Yüreğimi taşla ezene 
Akrebin zehir mavisi
Ölümün rengi


29 Temmuz 2017 Cumartesi

Sen Ölünce Kim Ağlar / Robin Sharma



"Yaşamın trajedisi ölüm değil, yaşarken içimizde ölmesine izin verdiklerimizdir."



Hepimiz hayatın anlamını arayıp duruyoruz. Ama aslolan ve tek gerçek olan ölüm belki de...

28 Temmuz 2017 Cuma

Şirin Okuma Süsleri


Çocuklara okumayı sevdirmek zordur, bilirim. Hele ki, ödev gibi algıladılarsa daha da zorlaşır bu sevgiyi aşılamak. Özellikle günümüz dünyasında... 

7 Temmuz 2017 Cuma

Doppler / Erlend Loe


"Bongo gibisi parayla satın alınamaz, o pis parasını kendisine saklamasını söyledim ama bu kez de beni tartmak için fiyatı iki üç katına çıkardı... Paranın her kapıyı açmasına alışmış; paranın kapıları kapattığını tecrübe edince, dünyanın, başa çıkamadığı bir şekilde, ona karşı olduğunu sanıyor." 

22 Haziran 2016 Çarşamba

Masa da Masaymış Ha... / Edip Cansever


Adam yaşama sevinci içinde
Masaya anahtarlarını koydu
Bakır kaseye çiçekleri koydu
Sütünü yumurtasını koydu
Pencereden gelen ışığı koydu
...
Uykusunu koydu, uyanıklığını koydu
Tokluğunu, açlığını koydu
Masa da masaymış ha...
Bana mısın demedi bu kadar yüke
Bir iki sallandı durdu
Adam ha babam koyuyordu

Edip Cansever'in bu şiiri ses, yapı ve içerik bakımından masa kadar basit bir esasa dayanır ve gücünü de bu basitlikten alır. Eşya ile ruhun bütünlüğü şiire anlam bütünlüğü de katmış olur. Basit, sade ve gerçek...

10 Haziran 2016 Cuma

Başarı


Direksiyonda biz olsak da, her zaman elimizde mi ki her şey?!..  Yol ve yol arkadaşlarının kalitesi  ve ayağımıza takılan taşların büyüklüğü de önemli tabi. Biraz da talihin iyi olmalı ki...

Eğer her şeye rağmen mutlu olabiliyorsak,  yani gerçekten mutluysak, yasaklanmamışsak mutluluğa; yürekten gülebiliyorsak, vicdan duvarına çarpmadıysa yaptıklarımız, başarılıyız demektir. Zira hayatta en büyük başarı mutluluktur bence, huzurdur, göçüp giderken son nefesi rahat verebilmektir başarı... 

"Başarı: Çok ve sık gülmek, çocukların sevgisini ve akıllı insanların saygısını kazanmak, içtenlikli eleştirilerin kıymetini anlamak, kötü arkadaşların yoldan çıkma girişimlerine dayanabilmek, güzeli anlamak, başkalarında en iyiyi bulmak, sağlıklı bir çocukla güzel bir bahçe ya da saygın bir sosyal durumla biraz daha iyi bir dünya bırakabilmek, HATTA BİR TEK KİŞİ BİLE OLSA, BİRİLERİNİN SİZ YAŞADIĞINIZ İÇİN DAHA RAHAT NEFES ALDIĞINI ÖĞRENMEKTİR." 
                                                                                                                
                                                                                                                             Ralph Waldo Emerson

31 Mayıs 2016 Salı

Yazmak


Dünyayı döndüren ne güç ne de para. O hala dönüyorsa, güneş her sabah doğuyorsa hala, sevgi dolu yüreklerin yüzü suyu hatırına... Yoksa bu kadar kirlenmişlikle boğulmaz mıydı dünya? 

22 Nisan 2016 Cuma

23 Nisan


Çoğumuz için bayram coşkusu ilk okul sıralarında başlamıştır. Günler öncesinden hazırlıklar yapılır, sınıflar süslenirdi. Şiirler ezberlenir, en güzel giysiler hazırlanırdı o gün için. Bizim bayramımızdı ne de olsa, içimizde büyük bir sevinçle beklerdik o günü, ne hikmetse hep yağmur yağardı, bizim bayramımızda, özenle ıslanır, doyasıya mutlu olurduk. Gün sonunda yorgun, ıslak ama sevinçli girerdik yatağımıza. Bugün artık bir yetişkinim, yine bir çocuk bayramı arefesinde, biraz buruk içim. Kendimi bildim bileli heyecanlandığım çocuk bayramında, çocuklarım adına, ülkem adına biraz endişeliyim. Karanlık günlerden geçtiğimiz bu dönemde, bu toprakların umudu olan, bizlerin geleceği için mücadele etmiş olan büyüklerimize, ülkem adına mahcubiyet duyuyorum bugün. 

4 Nisan 2016 Pazartesi

Edward Morrison/ Temizlik Yaptım Bugün


Hayat bizi yorunca, şapkamızı çıkarır düşünürüz yaşadıklarımızı. Neler oldu, neden oldu? Ne kadarı bizim suçumuz, ne kadarı kader?  Vicdanımız ne kadar rahat? Neleri çıkarmalıyız hayatımızdan, neleri temizlemeliyiz ruhumuzdan? ilham verici hayatlar var ya da ibret alınası... Edward Morrison ilham olsun bu bahar bizlere de. Gelin hep birlikte temizlik yapalım! 

30 Mart 2016 Çarşamba

Müdana Etmem Deme

Bazı insanlara minnet duyarız, duymalıyız da. Hatta en çok da en kötü olanlarına... Kör gözümüzü açar onlar, perdeyi kaldırır. Gerçekleri onlar sayesinde duyar, görür ve anlarız. Ne mümkün minnet duymamak!..

Hayatımıza yön vermemizi sağlar onlar. Kimileri iyi, kimileri kötüdür onların ama hayatımızda olmalarının bir amacı vardır, kendileri bilmese de. İşte bu insanlara minnet duyarız, tesadüf değildir karşımıza çıkmaları... Yaşam yolunda ayağımıza takılan çakıl taşlarıdır onlar.

İyi ki kötüler var yoksa hayatımızdaki iyileri görmezden gelebilirdik. Nasıl minnet duymayalım ki! Onlar sayesinde sır perdesi aralandı ruhumuzun, gözümüzdeki sis bulutlarını onlar kaldırdı. Kötüyü göre göre iyinin değerini bilir olduk. Yalanlar duya duya doğruyu daha çok sever olduk. Yüreksizleri göre göre yiğitlerin değerini anlar olduk. Keşke olmasalar diyemeyeceğim zira, biz insanoğlu zararlıya meyilliyiz, onu tatmadan yararlıyı göremeyiz. Hayatımızda yalancı, dolandırıcı, sahtekar, kaypak ve şerefsizler olmasa, hiç karşımıza çıkmamış olsalar nasıl severdik doğruyu, sadakati, sevgiyi, şefkati, mertliği... Acıyı tatmadan mutluluğun kıymetini bilen var mı?!..

Katilime teşekkür ediyorum, öldürerek beni ölümsüz kıldığı için. Teşekkürler tanıdığım, sevdiğim ya da sevmekten vazgeçtiğim herkese.. Onlara minnet borçluyum, tekamülümde bana yardım ettiler bilmeden, belki de istemeden. Hayatıma vizyon kazandıran, yolumu açan herkese minnet duyuyorum. Sadece iyilik yapana değil, zararı dokunana da teşekkür ediyorum, içtenlikle... Onlar sayesinde tanıdım hayatın iki yüzünü, onların yardımıyla gördüm yalanı, kavgayı, ölümü. Yoksa nereden bilecektim, eksik ve cahil kalacaktı saf ruhum. Hepsine teşekkürler... 

27 Mart 2016 Pazar

Korku Üstüne...


Korktuğumuz ne çok şey var şu hayatta. Yalandan korkarız kimimiz, incitilmekten, yokluktan; kimimiz ailesizlikten, yurtsuzluktan... Korkumuz neyse o karşılar bizi güne karşı, yalanlar sarar etrafımızı, yokluklar... İncinmemek için çabaladıkça incitiliriz. 

11 Mart 2016 Cuma

Nefes Almak / Ziya Osman Saba



"Nefes almak, içten içe, derin derin
Taze, ılık, serin
Duymak havayı bağrında"

Hayatı, basit ve sıradan görüneni fark eder Ziya Osman Saba, nefes almanın anlamını, yaşamın asıl gerçeğini... Yaşama sevinci var dizelerde. Nefes almak mutluluktur şair için. Mutluluksa doğayı, sevdiklerini kucaklamaktır her daim. Nefes almak, her sabah uyanmaktır ağaran güne karşı, kırlarda bir pazar tatilidir ya da sevdiklerinin nefesine karışmaktır. Nefes almak, birbirinden değerli her nefesin kıymetini bilmektir belki de.

"Nefes almak, her sabah uyanıp
Ağaran güne pencereden açık
Bir ağaç gölgesinde, bir su kenarında

Üstünde gökyüzü, ufuklara karşı
Senin her yer: Caddeler, meydan, çarşı...
Kardeşim, nefes alıyorsun ya!

Koklar gibi maviliği, rüzgarı öper gibi
Kana kana, doya doya...

Ziya Osman Saba, şiirlerinden anladığımız kadarıyla, içe dönük ama kendi kendine yeten biri, oldukça da alçak gönüllü. Hayatın farkındalığını dizelere yansıtmış bir şair. Meydana atılmayan, gümbür gümbür bağırmayan ama mutluluğu ve hayatın anlamını ayrıntılarda bulmuş bir şahsiyet. Benliğinde gururu ve gereksiz kavgayı yok etmeyi başardığı da apaçık şiirlerinde. Kendi halinde ve kocaman bir yüreğe sahip kanımca.

"Nefes almak, iş bitince
Çoluk çocuğunla, artık bütün gece
Nefesin nefeslerine karışmış

Yatakta rahat, unutmuş, uykulu
Yanında karına uzatıp bir kolu
Nefes almak"

Şairin ruhu kadar şiirinin yapısı da gösterişten uzaktır. Zira şair, dışı önemsemez, ona göre önemli olan içtir. Saf, duru ve yalın sevgiyi anlar hayattan ve dizelere aktarır aynı sadelikle. Ona göre nefes almak, ailede filizlenen sevginin ürüdür. Onun bütün şiirlerinde ev, anne-baba, çocukluk özlemi ve sevgi vardır. Onun bu duyguları en güzel mutluluğun mutlu bir ailede yaşanacağını gözler önüne seren şiirlerde dile gelir. Beyaz Ev şiirinde olduğu gibi:

"Hep geçireceğiz içimizden
Hayat beraber, ölüm beraber"

Ziya Osman Saba'nın üslubunda mecazlar, benzetmeler pek görülmez. Dedim ya, ruhu gibi sadedir şiirleri. Varlığı, doğayı ve yaşamı olduğu gibi aktarmaktan hoşlanır. Sanatsız ve dümdüz... Şiirlerinde güzelliği yaratan gerçek unsur anlattıklarıdır. Gözle görünür, elle tutulur ve sevgi sıcaklığında dünyalar kurar dizeler boyunca. Beyaz Ev'de mutluluğun unsurlarını sakin sakin, adeta okşar gibi sıralar. Sıradan bir ev, sıradan bir yaşam, sevginin ışığıyla parlar. Hayatı güzel kılan yaşanılan yer değil, orada yaşayanların sıcaklığı ve sevgisidir.

"Kapıyı ittiğimde çalacak bir çıngırak
...
Ah, bütün bir ömür bırakmayacağım el
Okşayacağım saç, dinleyeceğim ses
Bakmakla doymayacağım yüz
Açık pancurlardan o gün dolacak gündüz
O günkü hava
Bir kapıyı açman, dolaşman sofada"

Mutlu, huzurlu yaşamayı çokça önemser şair ve asıl mutluluğun küçük şeylerde olduğunun da bilincindedir. Kapıyı sevgiyle açan bir eş mesela ve sıcak bir yuva...



Arşiv

İletişim Formu

Ad

E-posta *

Mesaj *