şiir etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
şiir etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

22 Mayıs 2018 Salı

Eskici / Bedri Rahmi Eyüpoğlu



Eskiden yeterdim kendime

Artardım bile

Şimdi ne yapsam nafile! ...

Ve

Kim demiş 'can eskimez' diye
Bu can tedirgin tende
Can da eskimiş
Ben de..



5 Nisan 2017 Çarşamba

Kim Derdi

Kim derdi ki
Güneş doğmayacak bir daha
Dereler akmayacak 
Şırıl şırıl
Yazmayacak kalem
Kim derdi ki açmayacak bahar
Gül kokmayacak bebek
Ve gün ışımayacak arsızca!..

19 Mart 2017 Pazar

Çanakkale


sessizce uyurmuş şehitler
şehit ne demek baba?
toprak kızıla boyanırmış savaşta
denizler de mavi kızıl olurmuş
denizi kim boyar ki baba?



babam,

savaş ne,kan ne,ölüm ne

neden hiç mektubun gelmiyor

parmakların duruyor mu baba?






22 Kasım 2016 Salı

Dünya Dar Bugün


Çocuk olsam, diyorum
Yok yok, olmaz
Çocuğa dünya dar bugün
Kadın olsam, diyorum
Vazgeçtim, olmaz
Kadına dünya dar bugün
Adam olsam, diyorum
O da zor
Adam olana dünya dar bugün
İnsan olsam, diyorum
Yok olmaz
Baksana, insanlık kimlere kalmış
İnsan olana dünya dar bugün

18 Ekim 2016 Salı

Lakin




Lakin
Vakit doldu dolacak
Sinsi düşman, hınzır
Kapının ardında gizlice 
Bekliyor, vurmaya hazır

Yazdım sayfalar dolusu
İçi dolmadı sözün
Bekleme
Şeytan 
Git işine
Anlatacağım bir gün

27 Haziran 2016 Pazartesi

Dize



Şiirin en küçük birimidir dize ama bazen şiirin tamamında var olan söz yükünü tek başına taşır ve öyle şiirler vardır ki, her dizesi ayrı bir şiir değerindedir.

"Gönüldendir şikayet kimseden feryadımız yoktur" 
Nev'i

"Neler çeker bu gönül, söylesem şikayet olur" 
Ş. Yahya

"Hep suç bende değil, beni yakıp yıkan bir nazar vardır" 
Sezai Karakoç

" Birçok seneler geçti, dönen yok seferinden" 
Y. Kemal Beyatlı

"Saçları saman sarısı, kirpikleri mavi" 
Nazım Hikmet


Nazım


Nazım, önceleri ölçü ve kafiye gibi kuralları olan, katı bağlarla bağlı bir anlatım yoluyken, günümüzde artık serbest nazım kavramı yaygınlaştı. Aslında tam olarak bir tanımı bulunmayan nazım ya da şiir için, ölçülü kafiyeli söz denirdi ama şimdi bu tanımı da rafa kaldırmış bulunuyoruz. 

Arapça "dizmek" anlamına gelen nazım, estetik değer taşıyan sözler ve imgelerle kurulu, sıra dışı bir anlatı türüdür. İsteyen ölçü ya da kafiye kullansın, isteyen aliterasyon, asonans yapsın, isteyen akrostiş... Duygu, düşünce ve hayali bir başka türlü anlatma yoludur aslında nazım yani şiir. Farklıdır işte, kendine özgüdür.


"Bakıp imreniyorum akınına
   Şehrin üstünden geçen bulutların
Belki gidiyor onlar yakınına
Rüyamızı kuşatan hudutların"

Ahmet Muhip Dıranas, Şehrin Üstünden Geçen Bulutlar'da ahenk ön plandadır ve sözler, cümle kurallarının ötesinde bir düzenle kurulmuştur: şiirsel anlatı düzeni (her şairde kendine özgü). İfade kurguları, cümle kuruluşları sözdizimi kurallarına göre değil, şiirsel estetiğe, ahenge göre ayarlanmıştır.

"Akşam, yine akşam, yine akşam
Bir sırma kemerdir suya baksam
Akşam, yine akşam, yine akşam
Göllerde bu dem bir kamış olsam"

dizelerinde de Ahmet Haşim, akşam vaktinin kendisinde yarattığı duyguları Bir Günün Sonunda Arzu şiirinde böyle anlatmıştır. Ses, söz ve dize tekrarının yarattığı ahenk dikkat çekicidir. İçten gelen duygular kadar, doğanın insan üzerinde bıraktığı etkileri anlatan şiirlerdendir Bir Günün Sonunda Arzu. Lirik ve semboliktir. Bir başka lirik şiirde ise şair farklı estetik unsurlarla sözü şiirleştirir. Edgar Allan Poe'nun Annabel Lee şiirinde olduğu gibi.

"İsmi Annabel Lee
Hiçbir şey düşünmezdi sevilmekten
Sevmekten başka beni
O çocuk, ben çocuk, memleketimiz
O deniz ülkesiydi
Sevdalı değil, karasevdalıydık
Ben ve Annabel Lee
Göklerde uçan melekler bile
Kıskanırdı bizi

Bir gün işte bu yüzden göze geldi
O deniz ülkesinde
Üşüdü rüzgarından bir bulutun
Güzelim Annabel Lee
Götürdüler el üstünde
Koyup gittiler beni
Mezarı ordadır şimdi
O deniz ülkesinde

Kimi zaman idillerle egloglarla anlatılır duygular doğa aşığı ozanlarca: "Daha deniz görmemiş bir çoban çocuğuyum" der gibi. Kemalettin Kamu söyleyişiyle...

"Madem ki kara bahtın adını koydu çoban
Nasıl yaşadığından, ne yiyip içtiğinden
Çıngırak seslerinin dağlara dediğinden
Anlattı, uzun uzun
Şehrin uğultusundan usanmış ruhumuzun
Nadir duyabildiği taze bir heyecanla
Karıştım o gün bugün bu zavallı çobanla
Bingöl yaylalarının mavi dumanlarına
Gönlümü yayla yaptım Bingöl çobanlarına"

Dedim ya hepsi de kendine özgü, olağan söyleyişten farklı ve sıradanlıktan uzak. Nazmı nazım yapan bu değil mi? Şiirsel estetik olmadan, imgelere dokunmadan, hayal suyunu yudumlamadan şiir mi olur ya da eski tabiriyle nazım?!..

Sadece duygu değil şiirde bize sunulan, düşünce de var tabi. Özellikle öğretici olanlar ya da savaşı anlatanlar, toplumsal düzensizlikleri eleştirenler... Bütün bunları anlatırken, o anlatıyı şiir yapan estetiğidir, söyleyişidir, imgeleridir.

"Elin kapısında karavaş olan
Burunu sümüklü gözü yaş olan
Bayramdan bayrama tıraş olan
Berbere gelir de dükkan beğenmez" 
Kazak Abdal





Fakir


Firkatin yaktı gökteki lambayı
Ağlamaktan kör oldu beyaz bulut
Kahrettikçe  döktü incilerini
İlk bakire, adı umut
Reyhan kokan dağlarda

26 Haziran 2016 Pazar

Denizde Ay / Halit Fahri Ozansoy


İndi solgun ve ılık
Ay ışığı denize
Bal rengi bir tatlılık
Çöktü gözlerimize

1891-1971 yılları arasında yaşayan Halit Fahri Ozansoy, Fecr-i Ati ve Milli Edebiyat akımlarından etkilenmiş, Cumhuriyet dönemi şairlerindendir. Milli Edebiyat döneminde başlayıp Cumhuriyet döneminde etkisini sürdüren Hecenin Beş Şairi içinde yer alır.

25 Haziran 2016 Cumartesi

Şiir



Biraz müzik, biraz resim, biraz da öyküdür, edebiyatın şımarık çocuğu şiir... İnsanı anlatır, bazen ölümle, bazen sevgiyle. Şiir ruhun şeker şerbeti, çılgınların anı defteri; şiir her devrin vazgeçilmezi...

İnsan, evren, toplum, savaş, ayrılık, düzen, barış, ille de sevgi... Her çağrıya kulak veren, imdada yetişen kalem lekesi şiir... Başlıbaşına sevginin ta kendisi...

Kirvem hallarımı böyle yaz
Rivayet sanılır belki
Ahmet Arif

22 Haziran 2016 Çarşamba

Horoz İbiği


Kadife yumuşaklığında
Kırmızının alazında
Belki ben de doğdum
Horoz ibiği çiçeğim
Senin kollarında

Sınır tanımayan 
Bir bulut yumuşaklığında
Uyuyup yeniden doğdum
Sevda çiçeğim
Senin sıcaklığında

Masa da Masaymış Ha... / Edip Cansever


Adam yaşama sevinci içinde
Masaya anahtarlarını koydu
Bakır kaseye çiçekleri koydu
Sütünü yumurtasını koydu
Pencereden gelen ışığı koydu
...
Uykusunu koydu, uyanıklığını koydu
Tokluğunu, açlığını koydu
Masa da masaymış ha...
Bana mısın demedi bu kadar yüke
Bir iki sallandı durdu
Adam ha babam koyuyordu

Edip Cansever'in bu şiiri ses, yapı ve içerik bakımından masa kadar basit bir esasa dayanır ve gücünü de bu basitlikten alır. Eşya ile ruhun bütünlüğü şiire anlam bütünlüğü de katmış olur. Basit, sade ve gerçek...

17 Haziran 2016 Cuma

Faust / J. W. von Goethe


"Vaktiyle pek erken olarak, bulanık nazarlarıma görünmüş olan hayaletler, gene yaklaşıyorsunuz. Bu sefer sizi yakalamaya teşebbüs edeyim mi dersiniz? Kalbimde o evhama karşı hala bir meyil duyuyor muyum acaba? Hep üşüşüyorsunuz! Peki öyleyse, buharların ve sislerin içinden çıkarak, etrafımda yükseldiğiniz gibi, hükümran olunuz bakalım. "

Goethe kendi hafızasına hitap ediyor burada, kafasında bulanık hayalet görüntüleri ve Faust'la canlanacak olan şahsiyetleri hatırlayarak. Bu bakımdan Faust için tüm yaşamının ve eserlerinin gözden geçirilmesi, yazarlık yaratılarının birleşimi diyebiliriz. Ona ilham veren titrek hayalleri yakalayarak hayal gücünün sınırlarını aşma çabasıyla yazıyor Faust'u. O hayaller beraberinde sevinçli günlerin hayallerini sunuyor yazara. Gölgeler canlanıyor yazarın tahayyülünde, onu yazmaya iten gölgeler... Sevimli, sevgili gölgeler, ıstırapları hatırlatan girdaplar...

Birds and Children



Children wished to fly
Birds also have children

They hit them all

Non-human men

7 Haziran 2016 Salı

Sizin İçin Seçtiklerim 6


Emily Dickinson / 1830-1866


"Bir kitap okuduğumda -bedenimin hiçbir ateşin ısıtamayacağı kadar üşüdüğünü hissedersem- şiirle karşılaştığımı anlarım." E.D.

19. yüzyıl Amerikan şairlerinin en büyüğü kabul edilir. Ölümüne kadar şiir yazmış ve neredeyse tüm şiirleri yayımlanmıştır. Çocukluğundan itibaren yoğun duygular yaşayan şair, yaşadığı acıları sanatın olağanüstü gücüyle atlatmaya çalışmıştır.

31 Mayıs 2016 Salı

Yazmak


Dünyayı döndüren ne güç ne de para. O hala dönüyorsa, güneş her sabah doğuyorsa hala, sevgi dolu yüreklerin yüzü suyu hatırına... Yoksa bu kadar kirlenmişlikle boğulmaz mıydı dünya? 

Arşiv

İletişim Formu

Ad

E-posta *

Mesaj *