selam etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
selam etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

8 Haziran 2016 Çarşamba

Türkü


Eskiden beri türkülerin yeri ayrıdır gönlümde, zira her duyguya bir karşılık vardır onlarda. Ezgileri başka türlü işler içime, sözleri başka türlü... Doğa, kahramanlık, törenler, ölüm, ayrılık, aşk, iş türküleri... Ne türden ararsanız var yani. Kimi eğlenceli kimi acıklı türküler, her zaman benim baş tacım oldu. Bedri Rahmi Eyüboğlu'nun dediği gibi: " Köy türküleri, dilimizin tuzu biberi"...

Köprüye varınca köprü yıkıldı
Üç yüz atlı birden suya döküldü
Nice yiğitlerin beli büküldü

Nettin Kızılırmak allı gelini
Gelini gelini benim yarimi

Ağıtlar, acı ve vakitsiz ölümleri anlatan türkülerimizdir. Hastalık, cinayet, kaza gibi nedenlerle yaşanan ölümler için yakılır. Daha çok da çocuk ve genç ölümlerini anlatır. Sözleri kadar ezgileri de acıklıdır. Kızılırmak köprüsünün yıkılmasıyla boğularak ölen Hürü gelin ağıtı gibi... Bazıları da o kadar eğlencelidir ki, her duyduğumda içimi bir neşe kaplar, gülerim.

Sabahleyin erken çifte giderken, aman aman
Öküzüm torbadan düşmüş gördün mü?

Manda yuva yapmış söğüt dalına, aman aman
Yavrusunu sinek kapmış gördün mü?


Edebiyatımız koca bir derya, çeşitli ezgilerle söylenen anonim halk şiirinin bir parçası olan türküler de bu enginliğin içinde ışıldayan bir hazine. Söyleyeni belli, aşık tarzı ürünlerinden olan türküler de var bu deryada. Hem anonim hem aşık tarzı ürünlerinde var olan bu tür, Türk edebiyatının en zengin alanıdır.

Bentleri, yapı ve sözleri bakımından iki bölümden oluşur. Birinci bölüm, türkünün asıl sözlerinin bulunduğu, diğeri ise, kavuştak dediğimiz bağlama dizelerinin bulunduğu bölümdür. En çok akılda kalan bölüm bağlamayı yapan nakaratlardır, o nedenle de çoğunlukla bu kavuştak dizeleriyle adlandırırız türkülerimizi. Tabi sadece dörtlüklerden oluşan kavuştaksız türkülerimiz de var ya da üçlüklerle kurulanlar, mani tipinde olanlar, karşılıklı konuşma şekinde olanlar, beyitlerle kurulanlar vs.

Senin yazın kışa benzer
Bir sevdalı başa benzer
Çok içmiş sarhoşa benzer
Duman eksilmeyen dağlar

A dağlar ah ulu dağlar
Eşinden ayrılan dağlar

Her birinin ayrı bir hikayesi, bir yaşanmışlığı vardır. Her biri yüzyılları aşarak günümüze ulaşmış bizden kopan ve bizi tamamlayan parçalardır. Müziğin her türlüsü değerli tabi ama türküler bir başka vesselam. Benim gönlümde bağlama sesinin yerini alacak bir başka saz yok, bağlama ve türkü, hele bir de duygusalsa, alır götürür başka diyarlara...

Sen de gider isen bizim illere
Sana neler diycem dur seher yeli
Tanrı emanetim yare bir selam
Götür bir tenhada ver seher yeli

...

Eser seher yeli sabaha yakın
Nazlı yar uykuda uyarman sakın
Açılmış gerdanı benlere bakın
Düşünde ne görür sor seher yeli




10 Şubat 2016 Çarşamba

Elza



Sen de mi öldün Elza
Ölümü gördün mü düşünde?

Taşkın sulardan geçen
Ilık melteminle
Mis gibi bir bahar sabahında
Vazgeçtiğin her ne varsa
Salıp uçurumlara
Ölüp de yeniden doğdun mu sen de?

21 Aralık 2015 Pazartesi

Sema


Vecde gelip kendinden geçme hali, madde aleminden kopup manevi aleme ulaşma ritüeli, kendini unutup yaratana kavuşma yolu...

Tam sema mukabelesi, Meydancı Dede'nin semahaneye girmesiyle başlar.  Yerdeki kırmızı şeyh postunu alır, sol omzuna koyar ve şeyhin odasına sema için izin almaya gider. Bu, namaz vaktinin bildirilmesinden hemen önce gerçekleşen ilk aşamasıdır semanın. Şeyh sema iznini verince de, namaz vakti ilan edilir, baş kesik, vücut eğik, ayakta niyaz ile hu çekilir. Bu da, vakt-i salanın ilanıdır.

Dervişlerin abdest alması, kıbleye dönerek diz üstü çökmeleri ve dua... Mevlana ruhuna ihlas ve fatiha... Ritüel böylece başlamış olur.

26 Kasım 2015 Perşembe

Anıtkabir



Kasvetli kasım günlerinin en huzur veren etkinliği...

Ata'mı ziyaret ettim bugün bir kez daha. Yaşadığımız buhranlı günlerin karanlığını geride bırakıp Ata'mın ışıltısını yüreğimde toplayıp döndüm. Bazı insanlar için yaşarken gölgesi bile yeter deriz ya, o da öyle işte... Bazen bir ziyaret, bazen bir fotoğraf, varlığıyla hep ışık oldu hayatıma, bugün umutla doldum bir kez daha.

Aynı zamana doğup hayatının bir parçası olmayı isteyeceğim ender insan, gerçek bir lider, büyük adam... Ölümünden sonra bile hissedilen bir enerjisi var onun, işte ben her güne o enerji yüklü gözlerine bakarak başlarım Ata'mın. Yatak odamın duvarında İbrahim Çallı'nın yağlı boya bir tablosundan fotoğraflanmış  portresi asılı, onunla 'günaydın' derim her sabah yeni umutlara, yeni nefeslere, yeni güne... İşte Anıtkabir ziyareti de benim için böyle bir şey, yaşadığı hayattan çok şey öğrendiğim o dahiye yürekten bir selam götürdüm bugün yine.

İlk öğretmenim, ilk aşkım, büyük Ata'm merhaba!..

13 Temmuz 2015 Pazartesi

Göç


Ah, göç sürgünü ruhum!
Hani, bal tadındaydı ufuk?

Göç başladı
Derleyip can evindeki
Tüm kırık parçaları
Deve yüküyle umudu
Katarak kervanıma
Aya selam çakıp
Gidiyorum

Arşiv

İletişim Formu

Ad

E-posta *

Mesaj *