ömür etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
ömür etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

4 Şubat 2019 Pazartesi

Ömrüm





yine ak çağıl çağıl
ömrüm kara toprağa
pembenin en soluk yüzü
savurmadan beni karlara
ömrüm yine ak
çağıl çağıl kara toprağa

haine zalime inat
ömrüm dön kara toprağa
bak bağrını açmış bekliyor
dikensiz güller arasında
yine ak çağıl çağıl
ömrüm dön kara toprağa

21 Eylül 2017 Perşembe

Görmek / Jose Saramago


Sisteme karşı yapılmış ciddi bir saldırı mı, yoksa olağan dışı yağan yağmurun olağan sonucu mu? Geç de olsa başlayan seçimin boş oylarla sonuçlanan trajikomik hikayesi... 

Belediye seçimine hazırlanan, adı bilinmeyen bir kentte, sandıklar hazırlanmış beklenirken, kovalardan dökülürcesine yağan yağmurla başlıyor romanımız. Sokaklar bomboş, oy kullanmaya gelen kimse yok, günün yarısı boş seçim sandıklarının başında umutla beklemekle geçiyor. Yağmur dinip de halk seçim bölgelerine gitmeye başladığında ise bu iş için zamanın oldukça daraldığı fark ediliyor. Yine de tüm olumsuz koşullara rağmen oy kullanma işlemi tamamlanıyor. İşte asıl kaos da bundan sonra başlıyor.

Oyların büyük çoğunluğu boş ne yazık ki! Bu beklenmedik durum, hükumetin sıkıyönetim ilanıyla sonuçlanıyor ve tabi, tahmin edileceği üzere, zihnimizi harekete geçirecek olaylar zinciri de başlamış oluyor.

1 Kasım 2016 Salı

Nereye


"Cahildim dünyanın rengine kandım"   Neşet Ertaş


Dünyanın rengine kanma dostum! Her şey yalan, her yer talan... Ne sevgiye aldan ne para pula... Sanal bir alemin ortasındayız aslında. Her şey yalan, her yer talan... 

Ölümü gösterip sıtmaya razı ettin, ey hayat! Bugün varsak yarın muamma... Geldik gideceğiz elbet, bilmem kaç metre kumaşla. Aldanma! 

Kime bu öfke, niye bu feveran?  Hangi neden yol açtı bu yıkıma, kime kalmış ki dünya! Ne dünyanın rengine kan ne nefsin alazına, ama kavun ama kelek, artık bahtına ne çıkarsa...

Kaşıkla verip sapıyla gözümüzü oydun, ey hayat! Bu da geçer, diye diye tükettik ömürleri. Ağlaya ağlaya kan fışkırdı göz pınarlarından. Zira her şey yalan, her yer talan...

Nereye dostum, bu gidiş nereye? Dünya malı dünyanın yükü oldukça, sırtındaki kamburla, hangi yola, hangi güçle?!.. İlelebet kalan hiçbir fani yoksa, bu heves niye? Söyle nereye?


18 Ocak 2016 Pazartesi

Mavi Bir Kıvılcım

sarhoşluğu yalnızların
devran döndükçe esen
fırtınası bahtsızların
şiir dallarında ötüşen
sevdasıdır kuşların...

25 Eylül 2015 Cuma

Bir Gün Daha...

Bir gün daha tükendi
Takvim sayfasından koptu kopacak
İşte bir muhasebe gecesi daha
Kazançlar kayıplar hesaba çekilip
Huzursuz uykulara dalınacak

26 Haziran 2015 Cuma

Heyhat


Heyhat!
Şimdi haziran
Uyku zamanı
Gözlerimde bir ağırlık
Kapandı kapanacak
Uyuyasım var, sonsuza kadar
Uykusuz uyandığım sabahlara inat
Susturup beynimi
Öyle uyuyasım var ki

22 Haziran 2015 Pazartesi

Serapsız


Düşleri kovalarken ömür garında
Raylara saplanıp kaldı gece
Yolun menzili belli değil
Şarkılar ritmini yitirmiş
Ve bir de dikenli teller…

10 Haziran 2015 Çarşamba

Maske / Deneme

Maske

                  İnsanları tanımak zordur,neden dersiniz? Herkes yüzüne bir maske takıp öyle çıkıyor sokağa, hatta evde, okulda, işte... Aynaya bakarken bile bir maske suratlarda. Herkesin bir öteki yüzü var, gün yüzüne çıkmayan. Kimse boy aynası tutmuyor kendine. Neden bu korku, neyi gizliyoruz ki?..  
         An geliyor, yoruluyoruz maskeyle dolaşmaktan. Yüreğimizin derinliklerindeki gizli canavarı  yavaş yavaş gün ışığına çıkarıyoruz. Bazıları için iki ayrı insan olma çabası, kendini inkar. Bazıları içinse, ikiyüzlülük değil bu, sadece korku... Anlaşılmama korkusu, incitilme korkusu, kandırılma korkusu...
     Hep korkarız bir şeylerden, kimimiz parasızlıktan, işsiz kalmaktan, kimimiz yalnızlıktan ya da karanlıktan... Farkına varmadan derin çukurlar açar, oraya gömeriz gözyaşlarımızı, gizlemek istediklerimizi. Maskesiz dolaşamayız pek. Halimizi hatrımızı soranlara hep "İyiyim" demek zorunda hissederiz kendimizi. Oysa bağırmak gelir aslında içimizden "Kötüyüm, iyi değilim işte!" Ama yapamayız ki, maskemiz vardır yüzümüzde, tebessümle "İyiyim, ya sen?.." dedirten.
      Çok ender zamanlardaysa unuturuz onu takmayı, dalgınlıkla fırlarız sokağa. İçimizdeki gerçek "ben"le dolaşmaya başlarız çaresizce. O bizi şekillendirir artık, çimenlerde deli gibi koşturur, sevdiklerine bağırarak,utanmadan "Seni seviyorum." der nedensiz yere. Beklenmedik bir anda dosta kucak açar. Bazen hırçın ve sarhoştur, sessizce ağlar. İşte böyle anlarda, avucumuzda narin bir kelebek taşırız farkında olmadan.
         Biliyorum çok zor onu çıkarıp  atmak; hatta bazıları için imkansız... Kelebeğin uçup gitmesinden  korkar, onu serbest bırakmayız, avucumuzun içinde tutarız sımsıkı. Sonra bir de bakmışız ki, korumaya çalışırken onu ezmişiz parmaklarımızla. İçimizdeki gerçek 'ben'e zarar vermişiz. Keşke onu hapsetmeseydik oraya, özgürce uçsaydı, ağlamak istediğinde ağlayıp gülmek istediğinde gülseydi. Sınırlar çizmeseydik ruhumuza. Yıkılmayı da ayağa kalkmayı da öğretebilseydik. Acıyı da sevinci de doya doya yaşayabilseydik. 
     Haydi, cesur olalım artık, maskeleri fırlatalım bir köşeye! İçimiz ağlarken, dudağımızdan kan damlarken 'kızılcık şerbeti içtim' demeyelim! Sevdiklerimize günde üç öğün "Seni seviyorum." demekten korkmayalım! Sığınmayalım artık yalanlara, masallardan medet ummayalım! Herhangi bir yolun sonuna gelindiyse uzatmaya çalışmayalım yolculuğu! Gerçek yüreğimizle, gerçek yüzümüzle, korkmadan maskesiz çıkalım yaşamın karşısına! “Kötüyüm,iyi değilim işte!” diye haykıralım anlayan olmasa da. Bugün kötüysem yarın iyi olurum, diyerek yeniden ayağa kalkalım. Bu sanal bir dünya nasıl olsa, iyi de kötü de geçici. O halde gerçek hisleri gizleyerek enerji harcamak yerine, serbest bırakalım ruhumuzu. Ağlasın ağlayabildiği kadar, bağıra bağıra... Gülsün kahkahalarla, çığlık çığlığa... Zaten sınırlı bir zamanın sanal yolcularıyız değil mi?
           Şimdi, fırlatın sokağa o sert maskenizi, haykırın haykırabildiğiniz kadar!...  "Ben de varım hayatta. Bugün ağlıyorsam yarın yine gülerim."  

8 Haziran 2015 Pazartesi

Ömür Dediğin





Ömür Dediğin

Sahi nedir ki ömür dediğin?
Beyaz bir martının kanadında,
Ya da bir karıncanın yuvasında,
Bir bebeğin göz yaşında
Saklı bir cevher mi?

6 Haziran 2015 Cumartesi

28 Mayıs 2015 Perşembe

Bitiş Üzerine / Deneme



     Her şey bir gün biter, acılar da…

     Yaşadığımız var’lar, yaşamadığımız yok’lar hepsi biter. Duyduğumuz sevinç, duymak istemediğimiz keder, Allah’ın verdiği, verip geri aldığı ya da hiç vermedikleri… 
     Gün gelir miadını doldurur sabır bile. Gelmiyorsa beklenen, beklemek biter, sahip çıktığın sahibin değilse sahiplenmek de biter. Kabuslarla yoğrulmuş uyku biter, rüya biter, düş biter. Terzinin diktiği dar geldiyse umut biter, yollar aşındıysa özlem biter. Gün gelir güven biter, inanç biter. 

     Tırmalandıkça tendeki direnç biter, umursanmayan sevda biter. Ötelendikçe gün biter, yarın biter.

     Koca bir dünya, kısacık bir ömür, her şey bir gün biter, yarınlar da…


24 Nisan 2015 Cuma

İçsel Cinayet


Ne çabuk bitti ömrüm?!..
Ben daha yeni doğmuştum

Yaşım geçmiş olsa da
Küçük, saf bir çocuktum
Beyaza tutulmuş bahar dalında…

Arşiv

İletişim Formu

Ad

E-posta *

Mesaj *