yağmur etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
yağmur etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

21 Eylül 2017 Perşembe

Görmek / Jose Saramago


Sisteme karşı yapılmış ciddi bir saldırı mı, yoksa olağan dışı yağan yağmurun olağan sonucu mu? Geç de olsa başlayan seçimin boş oylarla sonuçlanan trajikomik hikayesi... 

Belediye seçimine hazırlanan, adı bilinmeyen bir kentte, sandıklar hazırlanmış beklenirken, kovalardan dökülürcesine yağan yağmurla başlıyor romanımız. Sokaklar bomboş, oy kullanmaya gelen kimse yok, günün yarısı boş seçim sandıklarının başında umutla beklemekle geçiyor. Yağmur dinip de halk seçim bölgelerine gitmeye başladığında ise bu iş için zamanın oldukça daraldığı fark ediliyor. Yine de tüm olumsuz koşullara rağmen oy kullanma işlemi tamamlanıyor. İşte asıl kaos da bundan sonra başlıyor.

Oyların büyük çoğunluğu boş ne yazık ki! Bu beklenmedik durum, hükumetin sıkıyönetim ilanıyla sonuçlanıyor ve tabi, tahmin edileceği üzere, zihnimizi harekete geçirecek olaylar zinciri de başlamış oluyor.

2 Haziran 2017 Cuma

HANİ KUŞLAR ÖZGÜRDÜ



Hani kuşlar özgürdü baba?

Tarla kuşlarını gördüm yine

Hazin tarla kuşlarını

Yol kenarlarında

Tarla kuşları,hüzünlü,yorgun ve aç...


Hani kuşlar özgürdü baba?..

Yerdeki kuru ekmeği gagalayan kuş mu özgür

Yavrusuna bir tas çorba kaynatabilen anne mi? 

Hangisi daha özgür ki?

Akşam evine ekmek götürebilen baba mı?...


Hazin tarla kuşları,yol kenarında

Çöplük yığınlarında

Özgür tarla kuşları...

Sokak kuşları,sokak çocukları…

Aç,sahipsiz ve de yorgunlar

Hangisi daha özgür baba?


Hani kuşlar özgürdü?

Bir kanat çırpışıyla,

Hayaller ülkesine uçup giderlerdi hani?

Hani yürek kocamandı baba?

Dünya kocamandı hani?

Öyleyse niye aç tarla kuşları?

Yetmiyor mu büsbüyük dünyanın nimeti?

Çocuklara artıran olmamış mı?


Hani özgürdü kuşlar?

Sokak çocukları da mı özgürdü yoksa?

Çöpe atılan bir saatlik bebek,

Yuvaya terk edilen minik bir yürek!.

Sevgi yoksulu yalnız kalpler...

Öteki sıcak evinde

Çöpe atarken mi daha özgür 

Kuruyan ekmeği

Beriki çöpte yiyecek ararken mi?..

Söyle baba!

Açın halini bilmeyen zavallı tok insan mı?..

Hangisi daha özgür?

Söylesene

Biz özgür müyüz baba?

Çocuklar da özgür mü baba?

Alin’nin pabuçları yırtık

Su alıyormuş yağmurda

Makarna yemekten beyni gelişmiyormuş

Saman kafa diyorlar ona

Bir de Pırtık Ali derlermiş 

Okuldan sonra sokakta oynarken

Üstü başı yırtıkmış zira

Hep yarı çıplak

Zaten ev de soğukmuş

Yanmazmış sobaları

Söyle Ali özgür mü baba?

Tarla kuşları gibi

Açken ve de yoksul

Cılız ayak bilekleri çıplak

Üşürken minik parmakları

Düşleri bile yoksul...

Söylesene

O da özgür mü baba?

21 Haziran 2016 Salı

Deyimler ve Hikayeleri

Ateş Pahası


Kanuni Sultan Süleyman, bir gün avlanırken yağmura tutulup iliklerine kadar ıslanır. Öylesine üşümüştür ki, tir tir titrer ve yanındakilerle birlikte, ısınmak için önüne çıkan ilk kulübeye girer. Kendini tanıtmadan biraz ısınmak istediğini söyler.

28 Nisan 2016 Perşembe

Gerilim Romanları 1

Bir günah keçisi mi bulunmalı mutsuzluğa, gerilime, savaşlara? 


Gerilim, korku, polisiye romanları ve fantastik türler... 

Edebiyatın baş köşesinde olmasalar da her zaman belli bir okur kitlesine sahiptir bu tarz romanlar. Özellikle günümüzde genç okurların ilgi alanına giren türlerdir bunlar. Bazıları sadece korkutup gererken bazıları edebi değer açısından da okunmaya değer. Bunlar içinden rastgele seçtiğim bazılarını paylaşmak istiyorum. Çok çok beğendiklerimi de ayrıca belirtirim. Şimdilik kısa cümlelerle bu kitapları hatırlatmakla yetineceğim. 

Kütüphanemden seçkiler :

The Taking


Molly ve Nell sağanak yağmurla uyandıklarında, dünyanın sonunun geldiği hissine kapılırlar. Yaşadıkları kasabayı sular altında bırakan yağmur, aynı zamanda dış dünyayla olan bağlantıyı da koparır. Yaşantılarını büsbütün değiştirecek olan olaylar zinciri böyle puslu ve bol sulu bir günle başlar.

27 Nisan 2016 Çarşamba

Söz ve Anlam Sanatları 3 / Teşhis ve İntak


Masal, fabl ve şiirlerde sıkça rastladığımız bu iki sanat çok sevilir. insan dışındaki varlık ve nesneler, edebi metinde kişileştirildiğinde teşhis, kişileştirilenler konuşturulduğunda da intak sanatı yapılmış olur. Özellikle hayvanların insan gibi davranması ve konuşması, bitkilerin hislerinin olması vb. durumlar edebi esere farklı bir sıcaklık katar. Sanırım sevilme ve sıkça kullanılma nedeni de budur.

22 Nisan 2016 Cuma

23 Nisan


Çoğumuz için bayram coşkusu ilk okul sıralarında başlamıştır. Günler öncesinden hazırlıklar yapılır, sınıflar süslenirdi. Şiirler ezberlenir, en güzel giysiler hazırlanırdı o gün için. Bizim bayramımızdı ne de olsa, içimizde büyük bir sevinçle beklerdik o günü, ne hikmetse hep yağmur yağardı, bizim bayramımızda, özenle ıslanır, doyasıya mutlu olurduk. Gün sonunda yorgun, ıslak ama sevinçli girerdik yatağımıza. Bugün artık bir yetişkinim, yine bir çocuk bayramı arefesinde, biraz buruk içim. Kendimi bildim bileli heyecanlandığım çocuk bayramında, çocuklarım adına, ülkem adına biraz endişeliyim. Karanlık günlerden geçtiğimiz bu dönemde, bu toprakların umudu olan, bizlerin geleceği için mücadele etmiş olan büyüklerimize, ülkem adına mahcubiyet duyuyorum bugün. 

19 Kasım 2015 Perşembe

Karmen

Hep pusluydu hava, yağmaktan bıkmamıştı bir türlü... Güneş suratını asmış, sanki sonsuza kadar bir bulutun ardına saklanmıştı. Ne kadar küskün bu hava böyle, arada bir görsek bari kızılımsı ışığı, diyordu Gizem. Sırtlandı koca çantayı, bir elinde şemsiye, düştü yola. Arkadaşı Rüya'nın evi bir sokak ötedeydi, birlikte gideceklerdi, büyük bir sınav vardı bugün. Bir saat içinde kampüste olmalılardı. Rüya hızlı şoför, yetişirlerdi nasıl olsa. Koşar adımlarla Rüya'nın evine vardığında sırılsıklamdı, büyük mavi şemsiyeye rağmen.  

13 Kasım 2015 Cuma

Yağmuru Beklerken / Tarık Buğra


Yağmuru beklemek, bereketi, hayatın devamını beklemek...

1929 yılında Türkiye Cumhuriyeti'nde yaşanan büyük ekonomik buhran, o da yetmezmiş gibi bir de ciddi bir kuraklık tehlikesi... Kuruluş döneminin başlangıç sürecini bitiren Serbest Fırka denemesi...

Yağmurlar ve Topraklar / Necati Cumalı


Necati Cumalı Tütün Zamanı adıyla Zeliş, Yağmurlar ve Topraklar, Acı Tütün üçlemesini yazar. Ege yöresini anlatan bu romanları yazar, gerçekçi bir üslupla kaleme almıştır. Üçlemenin ikinci kitabı olan Yağmurlar ve Topraklar'da, aşkı, Anadolu'da görev yapan aydınların çilesini, tutucu köy halkını, yalnızlıkları işler. Bütün bunları anlatırken bir yandan da doğayla mücadele sergilenir romanda. 

3 Ekim 2015 Cumartesi

Akşam


Akşam…
Her yerinden yara almış
Kanıyor güneşin elleri
Suya değdi umut
Vay benim yağmursuz bulutum!
Salkım söğütün dallarında

Akşam…


25 Eylül 2015 Cuma

Çare

Bir şarkı yazdım 
Gecenin ıssızlığında
Yazıp yazıp yırttığım sayfalarda
Kıyılarda dolandım
Meleklere sordum kuytularda
Simsiyah aynalara baktım
Tekinsiz ruhlara...
Yok mu bir çare?

10 Eylül 2015 Perşembe

Git Bulut

 Git 

Git bulut sıkıldım senden
Bana başka gökyüzü
Başka şiir getir
Hüzünlü olmasın sakın
Yağmur da istemem
Karatma çehreni
Sıkıldım senden

24 Ağustos 2015 Pazartesi

Eylül


Seviyorum Eylülü


Seviyorum eylülü

Yaşanmamış baharların tadı ağzımızda
Yine bir eylül akşamında
Gökten inen sağanak
Dante’yi mi hatırlatır İlahi Komedya’da
Sokak karanlık,evlerin kör lambaları tek tük
Arada salkım saçak uçuşan ağaç dalları
Kızgın eylül fırtınasında
Yalnızların sessiz çığlıkları

27 Temmuz 2015 Pazartesi

Cinnet Sancısı


Darmadağınık bir masa, etrafa kağıtlar saçılmış, yerlerde avuç dolusu anı ve bir kırık ayna… Boş bir yatak, çarşafsız, yastıksız … Yerde fırça saçlı bir kız yatıyor, kalbini söküp almış, avuçlarında tutuyor sımsıkı. Ve bir kedi yalanmakta mırıl mırıl, umarsız…

Ölüm her yerde, şeytansı bir sinsilik kokuyor odalar. Boş bardaklar, kirli çatallar ve acıyı yüklenmiş bir valiz, gitmeye hazır… Cellatsız, ecelsiz ölüm, suçu muamma olan meftanın yanında. Cinnet sancısı sarmış koridoru, sızım sızım…

Dışarıda yağmur kokusu…

18 Temmuz 2015 Cumartesi

Lacivert


Bir lacivert bulut geldi
Dün yine
Yükü ağır bir bulut
Ha yağdı ha yağacak
Arkadaş arıyormuş kendine
Gökte yan gelmiş yatarken
Sıkılmış  yalnızlıktan
Bir damla yaş indirdi ansızın
İçine çekti ışık hızıyla
Çaldı beni uzaklardan
Aldı lacivert koynuna

21 Haziran 2015 Pazar

Bana Yalan Söylediler / Şiir

Bana Yalan Söylediler




Bana Yalan Söylediler



Küçük bir kızken bana yalan söylediler
Kalbin rengi kırmızı değilmiş meğer

Yıkılır acılar paldır küldür
Siyah bile ar duyar kendinden

12 Haziran 2015 Cuma

Kavanoz Dipli Dünya / Deneme

      

 Kavanoz Dipli Dünya

 “ Bî_baht olanın bağına bir damlası düşmez

         Bârân yerine dürr ü güher yağsa semâdan”   

                                                                                      Ziya Paşa


Felek diye bir şey varmış, kimini döve döve sever, kimini pamuklara sararmış. Gökten yağmur yerine inci mercan da yağsa bahtsızın bahçesine damlası bile düşmezmiş.

Arşiv

İletişim Formu

Ad

E-posta *

Mesaj *