gelecek etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
gelecek etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

25 Haziran 2016 Cumartesi

Etkili Sözler


Biz iki hırsız arasında kendimizi feda ederiz: Düne ait üzüntülerle yarına ait korkular... (F. Cursler)

İnsanlar cahilliklerini gizlemek için başkalarına ders vermeye çalışırlar. Tıpkı gözyaşlarını gizlemeye çalışan insanların her şeye gülmesi gibi...  (Oscar Wilde)

İki kolun kucaklayamayacağı kadar büyük olan  ağaç, saç kadar ince bir kökten doğmuştur. Yedi katlı bir kule, bir toprak yığını üzerinde yükselir. Bin fersahlık bir yolculuk da bir adımla başlar. (La-Otse)

Doğruyu konuşmak için iki kişi gereklidir: Doğru söyleyen ve doğru dinleyen... (Thoreau)

Silahsız biçimde kaplana saldıranı, nehri kayıksız geçmeye kalkışanı ve öleceği için kaygı duymayanı yanıma almam. (Konfüçyüs)

Geçmiş ya da gelecek yoktur, sonsuz bir "şimdi" vardır. (Cowley)

Misafir et beni Tanrım, ben kendi kainatımı yaratana dek. (Dağlarca)

Bir insanın kendi yaşamından daha değerli bir şeyi yoksa, o insanın yaşamının da bir değeri yoktur. (Tagor)

Bir merdiven basamağı, üzerinde dinlenmek amacıyla değil, kişinin ayağını biraz daha yüksek bir basamağa taşımak için tasarlanmıştır. (T. Huxley)



22 Nisan 2016 Cuma

23 Nisan


Çoğumuz için bayram coşkusu ilk okul sıralarında başlamıştır. Günler öncesinden hazırlıklar yapılır, sınıflar süslenirdi. Şiirler ezberlenir, en güzel giysiler hazırlanırdı o gün için. Bizim bayramımızdı ne de olsa, içimizde büyük bir sevinçle beklerdik o günü, ne hikmetse hep yağmur yağardı, bizim bayramımızda, özenle ıslanır, doyasıya mutlu olurduk. Gün sonunda yorgun, ıslak ama sevinçli girerdik yatağımıza. Bugün artık bir yetişkinim, yine bir çocuk bayramı arefesinde, biraz buruk içim. Kendimi bildim bileli heyecanlandığım çocuk bayramında, çocuklarım adına, ülkem adına biraz endişeliyim. Karanlık günlerden geçtiğimiz bu dönemde, bu toprakların umudu olan, bizlerin geleceği için mücadele etmiş olan büyüklerimize, ülkem adına mahcubiyet duyuyorum bugün. 

17 Mart 2016 Perşembe

Memleket


Şairin 40'lı yılların Türkiye'sinde dile getirdiği bu istekler, günümüz Türkiye'si için adeta ütopya haline geldi. Belki yüzde yüz mutluluk, sınırsız refah, bolluk, bereket imkansız ama bari ortalama bir huzuru yakalasak artık bu memlekette.  Tamam, dünyanın en mutlu ülkesi olamayacağız ama hiç değilse ön sıralara yakın bir yerlerde dursak. Ölümler ecelden, koşuşturmalar günlük rutinden olsa!... 

Geçmişe dönüp bakabilsek hep birlikte, bu topraklarda yaşamanın hatta hayatta olabilmenin kıymetini bileceğiz elbette. Tarihimiz savaşlarla dolu, günümüzse bin beter... Terör, ihanet, katliam, aile içi şiddet... Ne ararsanız var yani.

Her şeyi yok ederek ilerleyen bir güruh var yanı başımızda. Doğayı, insanı, yaşamı katlederek hayatta kalan bir güruh... Ne uğruna? Nasıl bir dünya uğruna bu savaşlar, bu terör, ırzına geçilmiş bir toplum?..

Umutsuzluğa kapılmamak için kendimle mücadele halindeyim sürekli. Çok kolay olmasa da, huzur ve refah ülkesi haline geleceğimiz günlerin umudunu taşımak istiyorum hala. Çocuklarımızın, torunlarımızın geleceği için. Bizler çok şey gördük bu topraklarda, çok acıları gömdük içimize. Her gün yeni travmalar yaşadık ne yazık ki toplumca. Şehit haberlerinden yorulduk, terör kurbanlarına baş sağlığı dilemekten usandık, utanır olduk 'iyiyiz' demekten...

Nasıl bir memleket istiyorsak, hepimiz onu inşa etmek için çabalamalıyız. Herkes üzerine düşeni yapsın! Liderlerden, siyasilerden en küçük vatandaşa kadar hepimize görev düşüyor, öyle değil mi?

Huzur ülkesi Türkiye hayaliyle!..

23 Ocak 2016 Cumartesi

Horatius( MÖ: 65/8) / Carpe Diem


"Carpe diem, quam minimun credula postero"


"Bilge ol, süz şarabı damla damla
Bu kısa ömürde bel bağlama boş umutlara
Daha biz konuşurken bile
Geçip gitmiş olacak kıskanç zaman
Yaşa doya doya gününü
Olabildiğince az güven yarınına!"  

22 Haziran 2015 Pazartesi

Serapsız


Düşleri kovalarken ömür garında
Raylara saplanıp kaldı gece
Yolun menzili belli değil
Şarkılar ritmini yitirmiş
Ve bir de dikenli teller…

28 Mayıs 2015 Perşembe

26 Mayıs 2015 Salı

Beatrice'den Sonra Birinci Yüzyıl - Amin Maalouf





                                      Beatrice’den Sonra Birinci Yüzyıl                                                                                                 Amin Maalouf


              Semerkant, Afrikalı Leo, Doğunun Limanları gibi pek çok kitabında yüzünü geçmişe dönen Maalouf, bu romanda tam tersi bir bakış açısıyla geleceği öngörmeye çalışıyor. Bunu yaparken de, günümüzün erkek egemen saplantılarını, bunun geleceğe dönük sonuçlarını irdeliyor. Gerilik ve modernlik arasındaki dalgalanmayı, bilimin kötü ellerde insan soyunu nasıl tehdit edeceğini, evlat sevgisini ve evrensel boyutta kadın kavramını nazikçe inceliyor. Bu çok boyutlu roman, ince bir zekanın ürünüdür ve az sözle çok şey anlatıyor aslında.
               Bildiğiniz gibi, tüm dünyada -ama açık ama sezdirmeden- erkek çocuk özlemi hep olagelmiştir. Aynı özlem Doğu’da da yüzyıllardır egemenliğini sürdürmektedir. Lübnan asıllı Fransız yazar, romanda bu özlemin bilim yoluyla geleceği nasıl bir felakete sürüklediğini anlatmaktadır.

“Prag dolaylarında bir hanın bahçesindesin sen
Masanın üstünde bir gül, öylesine mutlusun sen
Öykünü nesirle yazacak yerde
Güldeki altın böceğini gözlemliyorsun sen”
                                              APOLLINAIRE

Arşiv

İletişim Formu

Ad

E-posta *

Mesaj *