huzur etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
huzur etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

16 Eylül 2019 Pazartesi

Mavim






Anımsıyorum
Ne vardı ortalıkta maviden başka
Sadece bir martı - o da maviyle beslenen -
Gördün mü demiştim kendi kendime
Mavilik de çocukluk gibi
Unutulmayacak hiç.

Edip Cansever


Renklerin şahı, rüyalarımın perisi mavi... Sadece bir renk değil, bir zenginlik aynı zamanda, umudun, yaşama sevincinin, hayalin, sevdanın zengini mavi...

Aman nazar değmesin diye diye her yere taşıdığımız, bunaldıkça başımızı göğe çevirip derin derin soluduğumuz, denizin beyaz köpükleri arasından bakıp en güneşli sabaha gülümsediğimiz  mavi...  

Mavim benim en derin umudum, hangi renge karıştırırsam karıştırayım, hiç gücenmeyen, hep umut yüklü resimler boyadığım mavi... Güven veren, huzurlu enerjisiyle dinginliğimin sahibi mavi...

Merhabayı esirgeyen herkese uzattığım sevgi çiçeğim mavi, mavim, en güzel rengim, sessizliğimin sesi mavi...

10 Haziran 2016 Cuma

Başarı


Direksiyonda biz olsak da, her zaman elimizde mi ki her şey?!..  Yol ve yol arkadaşlarının kalitesi  ve ayağımıza takılan taşların büyüklüğü de önemli tabi. Biraz da talihin iyi olmalı ki...

Eğer her şeye rağmen mutlu olabiliyorsak,  yani gerçekten mutluysak, yasaklanmamışsak mutluluğa; yürekten gülebiliyorsak, vicdan duvarına çarpmadıysa yaptıklarımız, başarılıyız demektir. Zira hayatta en büyük başarı mutluluktur bence, huzurdur, göçüp giderken son nefesi rahat verebilmektir başarı... 

"Başarı: Çok ve sık gülmek, çocukların sevgisini ve akıllı insanların saygısını kazanmak, içtenlikli eleştirilerin kıymetini anlamak, kötü arkadaşların yoldan çıkma girişimlerine dayanabilmek, güzeli anlamak, başkalarında en iyiyi bulmak, sağlıklı bir çocukla güzel bir bahçe ya da saygın bir sosyal durumla biraz daha iyi bir dünya bırakabilmek, HATTA BİR TEK KİŞİ BİLE OLSA, BİRİLERİNİN SİZ YAŞADIĞINIZ İÇİN DAHA RAHAT NEFES ALDIĞINI ÖĞRENMEKTİR." 
                                                                                                                
                                                                                                                             Ralph Waldo Emerson

27 Mart 2016 Pazar

Korku Üstüne...


Korktuğumuz ne çok şey var şu hayatta. Yalandan korkarız kimimiz, incitilmekten, yokluktan; kimimiz ailesizlikten, yurtsuzluktan... Korkumuz neyse o karşılar bizi güne karşı, yalanlar sarar etrafımızı, yokluklar... İncinmemek için çabaladıkça incitiliriz. 

17 Mart 2016 Perşembe

Memleket


Şairin 40'lı yılların Türkiye'sinde dile getirdiği bu istekler, günümüz Türkiye'si için adeta ütopya haline geldi. Belki yüzde yüz mutluluk, sınırsız refah, bolluk, bereket imkansız ama bari ortalama bir huzuru yakalasak artık bu memlekette.  Tamam, dünyanın en mutlu ülkesi olamayacağız ama hiç değilse ön sıralara yakın bir yerlerde dursak. Ölümler ecelden, koşuşturmalar günlük rutinden olsa!... 

Geçmişe dönüp bakabilsek hep birlikte, bu topraklarda yaşamanın hatta hayatta olabilmenin kıymetini bileceğiz elbette. Tarihimiz savaşlarla dolu, günümüzse bin beter... Terör, ihanet, katliam, aile içi şiddet... Ne ararsanız var yani.

Her şeyi yok ederek ilerleyen bir güruh var yanı başımızda. Doğayı, insanı, yaşamı katlederek hayatta kalan bir güruh... Ne uğruna? Nasıl bir dünya uğruna bu savaşlar, bu terör, ırzına geçilmiş bir toplum?..

Umutsuzluğa kapılmamak için kendimle mücadele halindeyim sürekli. Çok kolay olmasa da, huzur ve refah ülkesi haline geleceğimiz günlerin umudunu taşımak istiyorum hala. Çocuklarımızın, torunlarımızın geleceği için. Bizler çok şey gördük bu topraklarda, çok acıları gömdük içimize. Her gün yeni travmalar yaşadık ne yazık ki toplumca. Şehit haberlerinden yorulduk, terör kurbanlarına baş sağlığı dilemekten usandık, utanır olduk 'iyiyiz' demekten...

Nasıl bir memleket istiyorsak, hepimiz onu inşa etmek için çabalamalıyız. Herkes üzerine düşeni yapsın! Liderlerden, siyasilerden en küçük vatandaşa kadar hepimize görev düşüyor, öyle değil mi?

Huzur ülkesi Türkiye hayaliyle!..

11 Mart 2016 Cuma

Nefes Almak / Ziya Osman Saba



"Nefes almak, içten içe, derin derin
Taze, ılık, serin
Duymak havayı bağrında"

Hayatı, basit ve sıradan görüneni fark eder Ziya Osman Saba, nefes almanın anlamını, yaşamın asıl gerçeğini... Yaşama sevinci var dizelerde. Nefes almak mutluluktur şair için. Mutluluksa doğayı, sevdiklerini kucaklamaktır her daim. Nefes almak, her sabah uyanmaktır ağaran güne karşı, kırlarda bir pazar tatilidir ya da sevdiklerinin nefesine karışmaktır. Nefes almak, birbirinden değerli her nefesin kıymetini bilmektir belki de.

"Nefes almak, her sabah uyanıp
Ağaran güne pencereden açık
Bir ağaç gölgesinde, bir su kenarında

Üstünde gökyüzü, ufuklara karşı
Senin her yer: Caddeler, meydan, çarşı...
Kardeşim, nefes alıyorsun ya!

Koklar gibi maviliği, rüzgarı öper gibi
Kana kana, doya doya...

Ziya Osman Saba, şiirlerinden anladığımız kadarıyla, içe dönük ama kendi kendine yeten biri, oldukça da alçak gönüllü. Hayatın farkındalığını dizelere yansıtmış bir şair. Meydana atılmayan, gümbür gümbür bağırmayan ama mutluluğu ve hayatın anlamını ayrıntılarda bulmuş bir şahsiyet. Benliğinde gururu ve gereksiz kavgayı yok etmeyi başardığı da apaçık şiirlerinde. Kendi halinde ve kocaman bir yüreğe sahip kanımca.

"Nefes almak, iş bitince
Çoluk çocuğunla, artık bütün gece
Nefesin nefeslerine karışmış

Yatakta rahat, unutmuş, uykulu
Yanında karına uzatıp bir kolu
Nefes almak"

Şairin ruhu kadar şiirinin yapısı da gösterişten uzaktır. Zira şair, dışı önemsemez, ona göre önemli olan içtir. Saf, duru ve yalın sevgiyi anlar hayattan ve dizelere aktarır aynı sadelikle. Ona göre nefes almak, ailede filizlenen sevginin ürüdür. Onun bütün şiirlerinde ev, anne-baba, çocukluk özlemi ve sevgi vardır. Onun bu duyguları en güzel mutluluğun mutlu bir ailede yaşanacağını gözler önüne seren şiirlerde dile gelir. Beyaz Ev şiirinde olduğu gibi:

"Hep geçireceğiz içimizden
Hayat beraber, ölüm beraber"

Ziya Osman Saba'nın üslubunda mecazlar, benzetmeler pek görülmez. Dedim ya, ruhu gibi sadedir şiirleri. Varlığı, doğayı ve yaşamı olduğu gibi aktarmaktan hoşlanır. Sanatsız ve dümdüz... Şiirlerinde güzelliği yaratan gerçek unsur anlattıklarıdır. Gözle görünür, elle tutulur ve sevgi sıcaklığında dünyalar kurar dizeler boyunca. Beyaz Ev'de mutluluğun unsurlarını sakin sakin, adeta okşar gibi sıralar. Sıradan bir ev, sıradan bir yaşam, sevginin ışığıyla parlar. Hayatı güzel kılan yaşanılan yer değil, orada yaşayanların sıcaklığı ve sevgisidir.

"Kapıyı ittiğimde çalacak bir çıngırak
...
Ah, bütün bir ömür bırakmayacağım el
Okşayacağım saç, dinleyeceğim ses
Bakmakla doymayacağım yüz
Açık pancurlardan o gün dolacak gündüz
O günkü hava
Bir kapıyı açman, dolaşman sofada"

Mutlu, huzurlu yaşamayı çokça önemser şair ve asıl mutluluğun küçük şeylerde olduğunun da bilincindedir. Kapıyı sevgiyle açan bir eş mesela ve sıcak bir yuva...



2 Aralık 2015 Çarşamba

Hestia

Ekranda bir şiir vardı, okudu sessizce. Dışarıda sulu kar, aklında Nazım... Tahir'le Zühre kadar, Piraye'ye Mektuplar kadar, Mavi Gözlü Dev kadar derindi düşünceler. Şiire baktı yeniden, bir of çekti. Kızdı kendine, yazmamalıydım bunları, dedi, tümünü yakmalıyım... Kendinden utandı sonra, yanması gerekenin şiir olmadığını anlayarak... Yazmalıydı, hep yazacaktı, Nazım'ca olmasa da... Kendince yazacaktı, akana kadar damardaki tüm kanı, son sayfayı da kanıyla imzalayacaktı.

Ayağa kalktı ve mırıldandı yeniden: Hestia...

Mavi, eli kalem tuttuğundan beri şiir yazar, şiir okurdu ama bu başka bir şeydi artık onun için. Bir trans hali adeta, bir kendinden geçiş, bir kayboluştu. Başka nesi vardı ki dertleşecek, sadece dizeleri ve Hestia...

Huzur dedi, biraz yüksek, neredeyse bağırırcasına. Huzur, yalansız, hilesiz, çıkarsız... Sadece huzur... Ve huzurun tanrıçası Hestia...

7 Eylül 2015 Pazartesi

Rüya ve Senoi'ler


Rüya deyip geçmeyin, çoğu zaman bilinçaltımızın bir oyunu olsa da bazen bize bizle ilgili bir şeyler fısıldıyor da olabilirler. Hatta yaratıcı rüyaların bile olduğu bilinmekte. Örneğin Edgar Alan Po, hikayelerini rüyalarından aldığı ilhamla yazmıştır. Bir de bilimsel araştırmalara konu olmuş ve doğruluğu kanıtlanmış bilinçli rüyalar var. İşte Malezyalı Senoi yerlileri, bu bilinçli rüyanın ustaları olarak kabul ediliyor bilim adamlarınca.

6 Eylül 2015 Pazar

Bitkilerle Yaşam 2

Huzurun Rengi Yeşili Evinize Taşıyın

Özellikle büyük kentlerde, yeşilin az olduğu yerlerde, doğayı mümkün olduğunca evimize taşımaya çalışırız. Bahçede, balkonda, odalarda... Huzur veren, havayı temizleyen, sevgiye karşılık veren bu muhteşem dostları... Gerçi ben evim ormanda da olsa yine aynı şeyi yapardım, seviyorum bulunduğum ortamın çiçekle dolu olmasını. Afrika menekşeleri, sardunyalar, kaktüsler, sarmaşıklar, barış çiçeği ve diğerleri...

4 Eylül 2015 Cuma

Öfke Kontrolü

Huzurlu Yaşamak İçin 6 Önerim Var

Günümüzün toplumsal ve ekonomik zorlukları, adaletsizlikler, terör gibi pek çok sebep, giderek öfkeli insan sayısını artırıyor. Yaşananlara öfke duymak normal ama kontrolsüz öfke hem bize hem de çevremize büyük zararlar veriyor. O halde öfke kontrolünü öğrenmemiz gerek, tabi ki türlü yolları var bunun. Kendimizi kontrol etmeyi öğrenmeliyiz önce, sonra başkalarını... Sanırım, kendi başımıza halledemiyorsak da, bir uzmandan yardım almakta fayda var.

5 Ağustos 2015 Çarşamba

Gölcük / Maviyle Yeşilin Kucaklaşması

Bolu-Gölcük


Su ve yeşilin olduğu her yerde huzur var. Orman ve göl, muhteşem bir ikili, küçük büyük fark etmez, doğal yapay fark etmez, yeter ki el ele olsunlar. Siz de benim gibi, taş yığını bir ilde yaşıyorsanız, ulaşabildiğiniz en yakın yerdeki bu huzur kaynaklarına gidin! Ruhunuz tazelensin. Kendinizi görsel şölene teslim edin! Seyredin, fotoğraf çekin ve yürüyün! Mümkünse bir de sevdiğiniz bir müziği dinleyin! Bundan iyi meditasyon mu olur?!.. Bilin ki, mutluluğun formülü doğada gizli. Gergin misiniz, yeşile bakın; kararsız mısınız, maviyi seyredin; hayal mi kurmak istiyorsunuz, bulutları kucaklayın! Tek yalansız sevgi onda, tek gerçek dost o. Hala yok edemediysek yüzyıllardır, gerçek vefa da onda. Sevin doğayı, aradığınız her şeyi bulacaksınız, dünyanın neresinde olursanız olun. 

27 Temmuz 2015 Pazartesi

Konuşmak / Deneme

Konuşmak

“Konuşmak, insanın aklını kullanma sanatıdır.” Platon


Konuşmak, bir şekilde iletişim kurmak, paylaşmak duyguları, düşünceleri anlatabilmek ve anlayabilmek söylenenleri… Hepimizin doğal ihtiyaçları bunlar. Sevgi diliyle olursa, saygı çerçevesindeyse, huzur veriyorsa, konuşmak ve dinlemek muhteşemdir. Neşe katar, umut verir, ilham olur hayata. Konuşabilmek güzeldir, bazen de sessizce anlatabilmek...Bir dokunuşla, bir tebessümle ya da bir bakışla... 

Kimi zaman da, sözler, itici ve tehlikelidir. Ya savaşırsınız onlarla ya da kaçarsınız, dinlemezsiniz, duymak istemezsiniz, algılayamazsınız o acıtan dili. O halde, susmak gerek bazen, dikenliyse sözler, kavgaya dönüşmeden...

25 Temmuz 2015 Cumartesi

Düşünce Ne Renktir


Ilgaz

Düşünce ne renktir Ilgaz?
Hayalin rengi var mı?
Ya korkunun?..

Dört nala koşarken at
Düş/ünce engebeli yolda
Kırık bacağına yedi kurşunu
Ölümün rengi var mıydı Ilgaz?

Ürküttü ceylanı bir kırmızı
Titrek yüreğiyle sekerken
Parlak griydi ölüm
Avcı bekliyordu pusuda
Özgürlüğün rengi neydi Ilgaz?

21 Haziran 2015 Pazar

Dua



Duam Bu Benim

Oturup satırlara döktüm içimi
İnce bir de polo yaktım
Bir kupa dolusu kahve yarenliğinde
Hayaller döşedim sayfalara
Grisi olmasın istedim
Siyahsız da olsun o kardelen hayaller
Barış ve sevgi dünyasına açılan
Yeter artık çektiklerim

11 Haziran 2015 Perşembe

Yağmurdan Sonra

Yağmurdan sonra,
Ciğerlerine çekebilmektir özgürlük,
Mis gibi ıslak toprak kokusunu.
Ve daima sevebilmektir çimenlerde,
Gökyüzünde cıvıldaşan kuşları.
Kucağında bebek tutan bir annenin
Sıcaklığıdır özgürlük...

5 Haziran 2015 Cuma

Montaigne / Denemeler




Montaigne, o hoşsohbet insan
Bazen derin, bazen sudan
Şüphe etmeyi bilmiş
Burnu bile kanamadan
Kerli ferli softalarla
Alay etmiş sakınmadan
                                                           VOLTAİRE

22 Mayıs 2015 Cuma

Ben Mavi





Ben mavi
Fezadan süzüldüm yastığınıza
Umudun, ışığın rengi
Sarı sabrın ikiz kardeşi
Öylesine mavi

Arşiv

İletişim Formu

Ad

E-posta *

Mesaj *