görev etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
görev etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

13 Haziran 2017 Salı

Ahfeş'in Keçisi

Arap bilginlerinden Ahfeş, öğrenciyken derslerinde çok başarısızmış. Bu duruma çözüm bulmak isteyen hocası ona, öğrendiklerini başkalarına anlatmasını önermiş. Böylelikle aklına daha kolay yerleşeceğini söylemiş. Çalıştığın konuları kime rast gelirsen hemen anlat, demiş.

Ahfeş, o günden sonra, önüne kim çıkarsa otutmuş karşısına, metazori ders anlatmış. Gel zaman git zaman, insanlar bunalmışlar bu durumdan. Ahfeş yine sıkıntıya düşmüş, bakmış ki çalıştığı konuları anlatacak kimse kalmadı, kara kara çareler düşünmeye başlamış. Sonra aklına parlak bir fikir gelmiş. Pazardan bir keçi satın alıp ezberlediği dersleri ona anlatmayı düşünmüş. Düşündüğü gibi de yapmış tabi ki. Almış keçiyi, boynuna da bir ip bağlamış, başlamış anlatmaya. Anlattığı her dersin sonunda, hayvanın boynuna bağladığı ipi çekiyormuş, keçinin boynunu sallaması 'anladım' demekmiş.

Zavallı keçi, kendisine verilen göreve o kadar alışmış ki, bir süre sonra, ipini çekmeye gerek bile kalmamış. Ahfeş'ten duyduğu her sözün sonunda kafa sallar olmuş. O günden sonra da, her teklife, her söze düşünmeden 'evet' diyenler için Ahfeş'in keçisi gibi denmeye başlamış.

17 Mart 2016 Perşembe

Memleket


Şairin 40'lı yılların Türkiye'sinde dile getirdiği bu istekler, günümüz Türkiye'si için adeta ütopya haline geldi. Belki yüzde yüz mutluluk, sınırsız refah, bolluk, bereket imkansız ama bari ortalama bir huzuru yakalasak artık bu memlekette.  Tamam, dünyanın en mutlu ülkesi olamayacağız ama hiç değilse ön sıralara yakın bir yerlerde dursak. Ölümler ecelden, koşuşturmalar günlük rutinden olsa!... 

Geçmişe dönüp bakabilsek hep birlikte, bu topraklarda yaşamanın hatta hayatta olabilmenin kıymetini bileceğiz elbette. Tarihimiz savaşlarla dolu, günümüzse bin beter... Terör, ihanet, katliam, aile içi şiddet... Ne ararsanız var yani.

Her şeyi yok ederek ilerleyen bir güruh var yanı başımızda. Doğayı, insanı, yaşamı katlederek hayatta kalan bir güruh... Ne uğruna? Nasıl bir dünya uğruna bu savaşlar, bu terör, ırzına geçilmiş bir toplum?..

Umutsuzluğa kapılmamak için kendimle mücadele halindeyim sürekli. Çok kolay olmasa da, huzur ve refah ülkesi haline geleceğimiz günlerin umudunu taşımak istiyorum hala. Çocuklarımızın, torunlarımızın geleceği için. Bizler çok şey gördük bu topraklarda, çok acıları gömdük içimize. Her gün yeni travmalar yaşadık ne yazık ki toplumca. Şehit haberlerinden yorulduk, terör kurbanlarına baş sağlığı dilemekten usandık, utanır olduk 'iyiyiz' demekten...

Nasıl bir memleket istiyorsak, hepimiz onu inşa etmek için çabalamalıyız. Herkes üzerine düşeni yapsın! Liderlerden, siyasilerden en küçük vatandaşa kadar hepimize görev düşüyor, öyle değil mi?

Huzur ülkesi Türkiye hayaliyle!..

Arşiv

İletişim Formu

Ad

E-posta *

Mesaj *