ayrılık etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
ayrılık etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

27 Haziran 2016 Pazartesi

Fakir


Firkatin yaktı gökteki lambayı
Ağlamaktan kör oldu beyaz bulut
Kahrettikçe  döktü incilerini
İlk bakire, adı umut
Reyhan kokan dağlarda

8 Haziran 2016 Çarşamba

Türkü


Eskiden beri türkülerin yeri ayrıdır gönlümde, zira her duyguya bir karşılık vardır onlarda. Ezgileri başka türlü işler içime, sözleri başka türlü... Doğa, kahramanlık, törenler, ölüm, ayrılık, aşk, iş türküleri... Ne türden ararsanız var yani. Kimi eğlenceli kimi acıklı türküler, her zaman benim baş tacım oldu. Bedri Rahmi Eyüboğlu'nun dediği gibi: " Köy türküleri, dilimizin tuzu biberi"...

Köprüye varınca köprü yıkıldı
Üç yüz atlı birden suya döküldü
Nice yiğitlerin beli büküldü

Nettin Kızılırmak allı gelini
Gelini gelini benim yarimi

Ağıtlar, acı ve vakitsiz ölümleri anlatan türkülerimizdir. Hastalık, cinayet, kaza gibi nedenlerle yaşanan ölümler için yakılır. Daha çok da çocuk ve genç ölümlerini anlatır. Sözleri kadar ezgileri de acıklıdır. Kızılırmak köprüsünün yıkılmasıyla boğularak ölen Hürü gelin ağıtı gibi... Bazıları da o kadar eğlencelidir ki, her duyduğumda içimi bir neşe kaplar, gülerim.

Sabahleyin erken çifte giderken, aman aman
Öküzüm torbadan düşmüş gördün mü?

Manda yuva yapmış söğüt dalına, aman aman
Yavrusunu sinek kapmış gördün mü?


Edebiyatımız koca bir derya, çeşitli ezgilerle söylenen anonim halk şiirinin bir parçası olan türküler de bu enginliğin içinde ışıldayan bir hazine. Söyleyeni belli, aşık tarzı ürünlerinden olan türküler de var bu deryada. Hem anonim hem aşık tarzı ürünlerinde var olan bu tür, Türk edebiyatının en zengin alanıdır.

Bentleri, yapı ve sözleri bakımından iki bölümden oluşur. Birinci bölüm, türkünün asıl sözlerinin bulunduğu, diğeri ise, kavuştak dediğimiz bağlama dizelerinin bulunduğu bölümdür. En çok akılda kalan bölüm bağlamayı yapan nakaratlardır, o nedenle de çoğunlukla bu kavuştak dizeleriyle adlandırırız türkülerimizi. Tabi sadece dörtlüklerden oluşan kavuştaksız türkülerimiz de var ya da üçlüklerle kurulanlar, mani tipinde olanlar, karşılıklı konuşma şekinde olanlar, beyitlerle kurulanlar vs.

Senin yazın kışa benzer
Bir sevdalı başa benzer
Çok içmiş sarhoşa benzer
Duman eksilmeyen dağlar

A dağlar ah ulu dağlar
Eşinden ayrılan dağlar

Her birinin ayrı bir hikayesi, bir yaşanmışlığı vardır. Her biri yüzyılları aşarak günümüze ulaşmış bizden kopan ve bizi tamamlayan parçalardır. Müziğin her türlüsü değerli tabi ama türküler bir başka vesselam. Benim gönlümde bağlama sesinin yerini alacak bir başka saz yok, bağlama ve türkü, hele bir de duygusalsa, alır götürür başka diyarlara...

Sen de gider isen bizim illere
Sana neler diycem dur seher yeli
Tanrı emanetim yare bir selam
Götür bir tenhada ver seher yeli

...

Eser seher yeli sabaha yakın
Nazlı yar uykuda uyarman sakın
Açılmış gerdanı benlere bakın
Düşünde ne görür sor seher yeli




7 Haziran 2016 Salı

Emily Dickinson / 1830-1866


"Bir kitap okuduğumda -bedenimin hiçbir ateşin ısıtamayacağı kadar üşüdüğünü hissedersem- şiirle karşılaştığımı anlarım." E.D.

19. yüzyıl Amerikan şairlerinin en büyüğü kabul edilir. Ölümüne kadar şiir yazmış ve neredeyse tüm şiirleri yayımlanmıştır. Çocukluğundan itibaren yoğun duygular yaşayan şair, yaşadığı acıları sanatın olağanüstü gücüyle atlatmaya çalışmıştır.

7 Nisan 2016 Perşembe

Ümit Yaşar Oğuzcan (1926-1984)


"Bendeki şiir önce bir damlaydı." diyor şair, şairliğe ilk adımlarından ustalığa giden yolu anlatırken: "Babamdan gelen ilk damla, anamın şiir tutkusuyla iki oldu, duvardaki adamla, bir dergiden kesilip çerçevelenmiş Faruk Nafiz'le, üç..."

3 Şubat 2016 Çarşamba

Divan Şiiri


Anadolu'da 13. yüzyılda başlayan ve 19. yüzyılın sonlarına kadar süren, kendine özgü kuralları olan bir şiir geleneği vardır. Bu şiir geleneği, Türkler islamiyeti kabul ettikten sonra, Arap ve İran edebiyatlarının etkisinde gelişerek oluşmuştur. 

Türk şairleri tarafından başlangıçta taklit edilen, sonraki dönemlerde daha üstün örneklerle devam eden Divan şiiri, yeni bir edebiyat anlayışı ve yeni bir dil olarak karşımıza çıkmıştır ve 6. yüzyıl boyunca varlığını sürdürebilmiştir.

27 Ocak 2016 Çarşamba

Gölgede Kalan Yıllar / Memet Fuat


"Piraye öldü. Dün gece. Kaçta bilmiyorum. Bir iki kaşık süt içirmeye çalışıp başaramadığımızda saat yediyi biraz geçiyordu. Yan çevirip üstünü örttük. İki gündür gözlerini açmıyor, hiçbir şey yemek istemiyordu. Sürekli uykuda gibiydi."

Piraye ile Nazmı ve aralarındaki büyük aşk, ardından gelen ayrılık... Her ikisinin de geçmişleri, aile bağları, çevrelerindeki sanatçılar ve tabi İstanbul... 

14 Temmuz 2015 Salı

Ölümle Ayrılığı Tartmışlar


              50 Dirhem...

              Her ayrılık ölümse, her ölüm de ayrılıksa eğer,  ruhlar ve bedenler ayrı yollara düştüğünde, ölüm de gelmiş demektir kapıya... Ama ölen kim? Hangisi daha çok ölür sonuçta?...

1 Temmuz 2015 Çarşamba

Özdemir Asaf

Özdemir Asaf

           1923-1981 yılları arasında yaşayan, Cumhuriyet dönemi şairi Özdemir Asaf, döneminden ayrı bir söyleyişi benimsemiştir. Özgün ve özeldir dili, ‘ben ve sen’i işler sıklıkla.

“Kim o, deme boşuna…
Benim, ben.
Öyle bir ben ki gelen kapına;
Baştan başa sen.”

22 Haziran 2015 Pazartesi

Can Yücel Sevgisi



       Neden severiz Can Baba’yı? Şair olduğu için mi, doğal ve içten bir üslubu olduğu için mi, argoyu şiirinde nakış gibi kullandığı için mi, sadeliğinden mi yoksa?..

“ Gavura kızıp da oruç bozulmaz
Sök at kafandan acabaları
Bir kemik aynı yerden iki defa kırılmaz”

Arşiv

İletişim Formu

Ad

E-posta *

Mesaj *