genç etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
genç etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

11 Haziran 2016 Cumartesi

Çocuk Nazım



1902'de Selanik'te doğan Nazım Hikmet, pek çok şair gibi önceleri tarzını arar. Çeşitli sanatçıların ve sanat anlayışlarının etkisinde kalır. Yıllar içinde olgunlaşacak kaleminin ilk şiiri Yangın'ı yazar önce. Kendi deyimiyle bu şiirin ölçüsü uydurmaydı, dili de Osmanlıca taklidi... Yani ne aruzdu ne hece, serbest vezniyse henüz bilmiyordu Nazım, o yıllarda Tevfik Fikret'in etkisindeydi ama çocukça, bilinçsiz bir etkilenişti bu. Sonra ikinci şiir geldi arkasından, Çanakkale'de şehit olan dayısı için yazdığı... Bir de Yahya Kemal'e okuttuğu bir kedi şiiri...

Koca Nazım böyle başladı işte şiire, o dev dizeler zamanla büyüdü çocuk şair büyüdükçe...

8 Haziran 2016 Çarşamba

Türkü


Eskiden beri türkülerin yeri ayrıdır gönlümde, zira her duyguya bir karşılık vardır onlarda. Ezgileri başka türlü işler içime, sözleri başka türlü... Doğa, kahramanlık, törenler, ölüm, ayrılık, aşk, iş türküleri... Ne türden ararsanız var yani. Kimi eğlenceli kimi acıklı türküler, her zaman benim baş tacım oldu. Bedri Rahmi Eyüboğlu'nun dediği gibi: " Köy türküleri, dilimizin tuzu biberi"...

Köprüye varınca köprü yıkıldı
Üç yüz atlı birden suya döküldü
Nice yiğitlerin beli büküldü

Nettin Kızılırmak allı gelini
Gelini gelini benim yarimi

Ağıtlar, acı ve vakitsiz ölümleri anlatan türkülerimizdir. Hastalık, cinayet, kaza gibi nedenlerle yaşanan ölümler için yakılır. Daha çok da çocuk ve genç ölümlerini anlatır. Sözleri kadar ezgileri de acıklıdır. Kızılırmak köprüsünün yıkılmasıyla boğularak ölen Hürü gelin ağıtı gibi... Bazıları da o kadar eğlencelidir ki, her duyduğumda içimi bir neşe kaplar, gülerim.

Sabahleyin erken çifte giderken, aman aman
Öküzüm torbadan düşmüş gördün mü?

Manda yuva yapmış söğüt dalına, aman aman
Yavrusunu sinek kapmış gördün mü?


Edebiyatımız koca bir derya, çeşitli ezgilerle söylenen anonim halk şiirinin bir parçası olan türküler de bu enginliğin içinde ışıldayan bir hazine. Söyleyeni belli, aşık tarzı ürünlerinden olan türküler de var bu deryada. Hem anonim hem aşık tarzı ürünlerinde var olan bu tür, Türk edebiyatının en zengin alanıdır.

Bentleri, yapı ve sözleri bakımından iki bölümden oluşur. Birinci bölüm, türkünün asıl sözlerinin bulunduğu, diğeri ise, kavuştak dediğimiz bağlama dizelerinin bulunduğu bölümdür. En çok akılda kalan bölüm bağlamayı yapan nakaratlardır, o nedenle de çoğunlukla bu kavuştak dizeleriyle adlandırırız türkülerimizi. Tabi sadece dörtlüklerden oluşan kavuştaksız türkülerimiz de var ya da üçlüklerle kurulanlar, mani tipinde olanlar, karşılıklı konuşma şekinde olanlar, beyitlerle kurulanlar vs.

Senin yazın kışa benzer
Bir sevdalı başa benzer
Çok içmiş sarhoşa benzer
Duman eksilmeyen dağlar

A dağlar ah ulu dağlar
Eşinden ayrılan dağlar

Her birinin ayrı bir hikayesi, bir yaşanmışlığı vardır. Her biri yüzyılları aşarak günümüze ulaşmış bizden kopan ve bizi tamamlayan parçalardır. Müziğin her türlüsü değerli tabi ama türküler bir başka vesselam. Benim gönlümde bağlama sesinin yerini alacak bir başka saz yok, bağlama ve türkü, hele bir de duygusalsa, alır götürür başka diyarlara...

Sen de gider isen bizim illere
Sana neler diycem dur seher yeli
Tanrı emanetim yare bir selam
Götür bir tenhada ver seher yeli

...

Eser seher yeli sabaha yakın
Nazlı yar uykuda uyarman sakın
Açılmış gerdanı benlere bakın
Düşünde ne görür sor seher yeli




10 Eylül 2015 Perşembe

Türkçe "Off" / Feyza Hepçilingirler

"İki haftada bir yeryüzünden bir dil eksiliyor."


Hem eğlenceli hem de kaynak niteliğinde bir kitap Türkçe "Off"... Dilimizle ilgili sıkıntıların her geçen gün arttığını fark eden yazar 'ne yapabilirim' diye düşünüp dille ilgili yazılara yönelmiştir. Türkçe "Off"ta da bolca yanlış kullanım örnekleri vermiş, hem de en komiklerinden. Türkçeyi nasıl katlettiğimizi akıcı bir dille ve ünlülerin cümleleriyle önümüze seriyor yazar. 1997'de basılan kitap, hâlâ güncelliğini koruduğu gibi, benim de başucu kitabım olmaya devam ediyor.

Kitap dokuz bölüme ayrılmış: Siyasilerin Dili, Kağıttan Kardinaller, Merhaba Diyorum Size, Biraz da Dilbilgisi, Şarkılar Neyi Söyler? Seslendir(eme), Şapkalar Kalktı mı?, Reklam Ötetesi, Siz Kimsiz?

"Gözüm en çok gençlerde" diyor Feyza Hepçilingirler. sanırım gerçekten de en çok onlar özen göstermeli, böyle kitapları en çok onlar okumalı. Çünkü yetişkinlerde büyük bir karmaşa var dil konusunda. Kimileri Osmanlıca sever, kimileri Osmanlıca düşmanı... Bir de Batı dillerinin yerli yersiz dilimize yerleşmiş kelimeleri var ki, onlar hepten facia. Hangi dilden gelmiş olursa olsun, ilk kural sözcüğün anlamını ve kullanım yerlerini iyi bilmek olmalı ama nerdeeee!.. Aklımıza nasıl eserse öyle kullanıyoruz biz. Bütün bunların ötesinde bir de cümle yapısını bozma adetimiz var. Saymakla bitmiyor, gafları söylemedim bile. İşte Feyza Hepçilingirler, kitabında bunları örneklendirmiş, çok da komik örnekler doğrusu. Sıkılmadan okuyorsunuz, hatta bolca da gülerek...

Kendi ifadesine göre bu 'hem bir medya eleştirisi hem de bir dil yanlışları kitabı'. Örneklerin sahibi de hepimizin bildiği kişiler, siyasetçiler, mankenler, haber spikerleri, oyuncular... Böyle olunca da daha ilginç ve eğlenceli olmuş doğrusu.

Dil yaşayan bir varlıktır deriz hep, öyledir de. Değişime açıktır, önemli olan değişimin dili bozmaması. Kuşaklar arasında uçurum yaratmaması ve saçma sapan bir hale sokmaması. Yalnızca yabancı sözcük akımı ya da bunların yanlış kullanımı değil sanırım dilimizin sorunu. Yazım noktalamadan tutun da, söylenenle niyet arasındaki farka kadar her şey... 

Bence gençlerin, özellikle liselilerin ve Türk Dil- Edebiyatı öğretmenlerinin mutlaka okuması gereken bir kitap bu. Hatta derslerde anlatım bozukluğu konusunda örnekleri kullanılabilir. Ben denedim, oldukça işe yarıyor doğrusu.

Keyifli okumalar...


Arşiv

İletişim Formu

Ad

E-posta *

Mesaj *