anı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
anı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

5 Mart 2018 Pazartesi

Toprağın Uyanışı / Jose Saramago



Levantado do Chão


"Ölüm büyük bir eşitleyicidir, yaşamın üzerinden geçer ve fazla olanı alır gider."



Portekizli yazardan dev bir eser daha... İlk baskısı 90'larda yapılmış olan romanın ülkemizde okura ulaşması biraz geç oldu, ne yazık ki! Eserleri 25 dile çevrilen, Nobel Edebiyat Ödülü sahibi Jose Saramago, Toprağın Uyanışı'nda çocukluk anıları ve Portekiz'in geçmişi ile harmanlanmış bir anlatımı seçiyor, her zamanki gibi farklı tarzıyla...

Toprağın Uyanışı'nda Saramago, Portekiz'de Alentejo adlı bir eyalette yaşayan Mau-Tempo ailesini anlatıyor, bu ailenin yaklaşık yüz yıllık hikayesini... Ve tabi yoksul halkın toprak sahiplerine ve düzene karşı verdiği mücadeleyi... Sömürü, zulüm ve işkence karşısında dimdik duran direniş ruhunu...

Zorlu bir coğrafyada yaşanan her şeyi, anılar ve hayallerle harmanlayan yazar, yaşamı erdeme dönüştüren insanların tasvirini yapmış adeta: Joao Mau-Tempo, Faustina ve diğerlerinin...

Üç kuşak süren yaşam mücadelesi var eserde, yazarın deyimiyle "yaşam karşısında takınılan doğal ağırbaşlılık" eşliğinde...

"Kraliyet taburu halkı cezalandırmak için, halksa pis ve aç yaşaması için yaratıldı." 

Alentejo sakinleri, Saramago'nun kıvrak zekasından kaçamazlar. Yazar hem kurgulayıp hem iğnelemeyi görev edindiği için yaşamı hilerle dolu bir oyundan ezilenin zaferine dönüştürür. Ezilen, kandırılan, aşağılanan topraksız köylü, zamanla isyancı ruhun peşinden gider- ki bu anlatım Saramago'ya çok yakışıyor. Tıpkı karıncaların şahitlik ettiği işkence sahnesinde olduğu gibi... Anlatım yazardan karıncaya karıncadan yazara geçiyor. 

Onlar iyi koku alır, bu en güçlü duyularıdır onların. Onlar karıncalar, acımasızlığın sessiz şahitleri... Karıncalar kadar iyi koku alan bir de Saramago'nun kalemi var tabi ki. Diğer tüm romanlarında olduğu gibi yine konu seçimi muhteşem, anlatım da bir o kadar etkileyici. 

Keyifli okumalar...

27 Ocak 2016 Çarşamba

Gölgede Kalan Yıllar / Memet Fuat


"Piraye öldü. Dün gece. Kaçta bilmiyorum. Bir iki kaşık süt içirmeye çalışıp başaramadığımızda saat yediyi biraz geçiyordu. Yan çevirip üstünü örttük. İki gündür gözlerini açmıyor, hiçbir şey yemek istemiyordu. Sürekli uykuda gibiydi."

Piraye ile Nazmı ve aralarındaki büyük aşk, ardından gelen ayrılık... Her ikisinin de geçmişleri, aile bağları, çevrelerindeki sanatçılar ve tabi İstanbul... 

24 Ocak 2016 Pazar

Düzyazı Türleri 1 / Anı

İnsanları anı yazmaya yönelten nedir, belleğimizde iz bırakan olayları niye yazmak ihtiyacı hissederiz? Acaba üstat kalemlerin dediği gibi, ölümün elinden bir şeyler kurtarmak için midir bilinmez. Ama kesin olan bir şey var ki, önemli ve isim yapmış kişilerin anıları, tarih ve edebiyat alanlarına ışık tutar, kaynaklık yapar. Geçmişte yaşanan önemli olay ve kişilerin bilinmeyen yönlerini aydınlatır, yazıldıkları dönemin koşullarını yansıtır.  Bu nedenle, önemli yazı türlerindendir anılar.

Çoğumuz, yaşadıklarımızın bizimle birlikte yok olup gitmesini pek istemeyiz. Özellikle tanık olunan toplumsal, tarihsel bir olaysa, o olaya tanıklık eden kişi, gördüklerinin bir şekilde anlatılmasını diler. Kalem erbabı kişiler de bu durumları anı yazılarıyla geleceğe bırakır, böylelikle hem topluma hem de tarihe katkıda bulunmuş olur. Yaşadığı dönemle bir çeşit hesaplaşmadır aslında bu yazılar.

Bütün toplumlarda çalkantılı dönemler olmuştur: savaşlar, göçler, devrimler... Bu dönemlere tanıklık eden insanların hafızası, sonraki dönemler için çok önemlidir. Zira toplumların ve insanların hayatını geçmiş şekillendirir geleceği de umut kurar. Bugünü kurgulayan da, geleceği  şekillendiren de geçmiştir, geçmişi şekillendirense anılar...

İşte bütün bu sebeplerle, geçmişten günümüze anılar hep yazılagelmiştir, devlet adamlarından, siyasetçilere, askerlere, bilim insanlarından sanatçılara kadar... Yaşanmış her ne varsa... İlgi çekici, öğretici, ders verici, insanı ve toplumu sorgulamaya yönelten anılar...

Bir edebiyat türü olan anıların ilk örnekleri çok eski çağlarda ortaya çıkmıştır. MÖ. ilk çağ yazarlarıyla başlar bu türün oluşumu, günümüzde hala önemini korumakta ve gelecekte de büyük ihtimalle yazılmaya devam edecek bir düz yazı türü bu. Çünkü gerçek yaşam ve gerçek gözlemler söz konusu. İster edebi nitelik taşısın isterse sadece siyasal, toplumsal nitelikte olsun, anılar önemli birer kaynaktır.

Anı türü ilk çağdan itibaren var demiştik. Ksenophon'un Anabasis'i bu türün ilk örneği kabul edilir. Yunan filozofu Platon ( Eflatun)'un eserlerinin pek çoğu, Romalı Sezar'ın savaşlarla ilgili yazdıkları  yine anı şeklindedir. Bizde bu türün gelişimi 19. yüzyılın sonlarına denk gelir ama yine de ilk yazılı belgelerimiz olarak kabul ettiğimiz Göktürk Yazıtları'nda izlerini görmek mümkündür. 

Hem Dünya edebiyatında hem Türk edebiyatında önemli bir tür olan anılar günümüzde de gelişmiş bir yazı türü olarak varlığını sürdürmektedir. 

20 Nisan 2015 Pazartesi

Arşiv

İletişim Formu

Ad

E-posta *

Mesaj *