müze etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
müze etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

18 Kasım 2016 Cuma

Çengelhan ve Safranhan / Ankara


Kanuni Sultan Süleyman döneminde inşa edilen Çengelhan, günümüze kadar varlığını ve özgünlüğünü koruyan ender Ankara yapılarından biridir. Safranhan ise 16. yüzyılda Anadolu kervansarayı olarak kullanılmış, sonraki yıllarda, Osmanlı Devleti'nin son ve Cumhuriyetin ilk yıllarında cezaevi olarak kullanılmış, ardından depoya dönüştürülmüş eski bir Ankara hanıdır. 2005'te restore edilerek müzeye dönüştürülen Çengelhan, 2012'de restore edilen Safranhan'la birleştirilerek yeniden hizmete sunulmuştur. Birleştirilen binalar günümüzde Rahmi Koç Müzesi olarak yerli ve yabancı turistlere açıktır.













Ankara'nın Altındağ ilçesinde bulunan bu müze, çeşitli antika eşyalarla dolu. Ankara'ya yolunuz düşerse müzeyi ve kaleyi gezmeyi ihmal etmeyin!



3 Mayıs 2016 Salı

Balıkesir


Balıkesir Türkiye'nin kuzeybatısında bulunan Marmara'ya ve Ege'ye kıyısı olan şirin bir ilimizdir.  Kuvayı Milliye açısından oldukça büyük bir öneme sahip olan bu ilimiz, dünyaca ünlü yağlı güreşçimiz Kurtdereli Mehmet Pehlivan ve Çanakkale Savaşı'nda efsaneleşmiş Seyit Ali Onbaşı'nın da memleketidir.  

Edremit körfezine bakan ve Sarı Kız Efsane'siyle bilinen Kaz Dağı bu ilimizdedir. Kaz Dağı ve Altınoluk, ülkemizde oksijenin bol olmasıyla da ünlü olan yerlerdendir, buralar Türkiye'nin oksijen depoları olarak bilinir. 



21 Ocak 2016 Perşembe

Düzyazı Türleri 3 / Gezi Yazısı (Seyahatname)

Yazarların gezilerde gördükleri yerlerin ilgi çekici ayrıntılarını özenli bir üslupla aktardıkları yazı türüdür gezi yazıları. Düşünce yazısı olduğu kadar edebi yazılardır da. Amaç, görülen yerlerin doğasını, tarihini, toplumsal yaşamlarını, gelenek ve göreneklerini tanıtmaktır. Çoğu gezi yazısı, tarihi belge niteliği de taşır. İzlenimler belli bir üslupla yazıldığından okuması keyifli birer edebi esere de dönüşürler.

28 Kasım 2015 Cumartesi

27 Kasım 2015 Cuma

Anıtkabir / Atatürk ve Kurtuluş Savaşı Müzesi




Ulu Önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün 1938'de ölümünden on beş yıl sonra defnedildiği Anıtkabir, gerek mimarisi gerekse müzeleri, panoramaları, tabloları ve yarattığı atmosferle, yaşadığımız savaşları, acı kayıplarımızı ve atalarımızın üstün mücadele gücünü kavramamız için mutlaka ziyaret edilmesi gereken bir yer. Prof. Emin Onat ve Doç. Orhan Arda'nın mimari zekalarının ürünü olan ve dokuz yılda tamamlanan Anıtkabir, sadece bir anıt mezar değil; Çanakkale Savaşı, Büyük Taarruz ve Sakarya Meydan Muharebesinin bir panoraması, kurtuluş mücadelemizin adeta canlı bir fotoğrafı ve bir devrin özeti niteliğinde. Bu nedenle, mezar ziyaretinden ziyade, tarih dersi almaya gittiğim bir yer olmuştur hayatımın her evresinde. Özellikle müzeler, her seferinde tüylerimi diken diken etmiştir. Yine öyle oldu, son ziyaretimde bir kez daha...


26 Kasım 2015 Perşembe

Anıtkabir



Kasvetli kasım günlerinin en huzur veren etkinliği...

Ata'mı ziyaret ettim bugün bir kez daha. Yaşadığımız buhranlı günlerin karanlığını geride bırakıp Ata'mın ışıltısını yüreğimde toplayıp döndüm. Bazı insanlar için yaşarken gölgesi bile yeter deriz ya, o da öyle işte... Bazen bir ziyaret, bazen bir fotoğraf, varlığıyla hep ışık oldu hayatıma, bugün umutla doldum bir kez daha.

Aynı zamana doğup hayatının bir parçası olmayı isteyeceğim ender insan, gerçek bir lider, büyük adam... Ölümünden sonra bile hissedilen bir enerjisi var onun, işte ben her güne o enerji yüklü gözlerine bakarak başlarım Ata'mın. Yatak odamın duvarında İbrahim Çallı'nın yağlı boya bir tablosundan fotoğraflanmış  portresi asılı, onunla 'günaydın' derim her sabah yeni umutlara, yeni nefeslere, yeni güne... İşte Anıtkabir ziyareti de benim için böyle bir şey, yaşadığı hayattan çok şey öğrendiğim o dahiye yürekten bir selam götürdüm bugün yine.

İlk öğretmenim, ilk aşkım, büyük Ata'm merhaba!..

21 Eylül 2015 Pazartesi

Yaşayan Müze / Beypazarı Müzeleri 3



Beypazar’ındaki özel müzelerden Hamam Müzesi'ni tanıtmıştık, yaklaşık 100 km. ilerisinde bir de Yaşayan Müze var. Her ikisinin de kurucusu aynı. Tek bilet alıp iki müzeyi de gezme şansınız var. Eski binaların arasından hafif bir rampa tırmanıp buraya ulaşıyorsunuz. Tarihi üç katlı bir yapıda bulunuyor bu müze. Bina Osmanlı zamanında kullanılmış, içinde haremlik, selamlık, mutfak ve çatı katı, sofa vb. bölümler var. Binanın her bir katındaki odalar, otantik eşyalarla süslenmiş. Çatı katınaysa dokuma tezgahları konmuş. Binaya girdiğimizde  Gölge Oyunu karakterlerinin yapıldığı Karagöz_Hacivat odası, ebru sanatının uygulandığı sanat odası, kötü enerjinin dağıtıldığı  kurşun dökme odası, el baskı çalışmalarının yapıldığı bir bölüm ve bolca otantik eşya karşıladı bizi. Ziyaretçiler isterlerse ebru yapıyor, isterlerse bez üzerine baskı yapıyor ya da kurşun döktürüyorlar. İsteyense sadece geziyor ya da fotoğraf çekiyor. Ayrıca en güzel yönü, kültürümüze ait bilgiler veren görevliler var müzede, dilediğinizi sorup sohbet de edebiliyorsunuz onlarla.

Beypazarı Müzeleri 1









Arşiv

İletişim Formu

Ad

E-posta *

Mesaj *