Bir kumru kondu balkonuma, bir eylül ikindisi. Hüzün kokuyordu
gözleri, öylesine masum ve öylesine yaralı... Acaba kumrular da ağlar mı, diye düşündürdü gözleri, o bir çift göz esir etti beni. Bir çocuğun bakışları vardı adeta. Yara
almıştı belli ki. Hem ışıl ışıl bakıyor hem yürek yakıyordu, acıyla umut peşpeşe... Okşadım bedenini
ürkütmeden, kanatlarını yokladım. Bulamadım yara neredeydi, gizlemişti bedenine
saplanan hançeri. Ama o dimdik duruyordu, umut dolu ve ışıltılı…
Bir çocuk geldi yuvama, bir eylül ikindisi. Yaralı kumrunun bakışı vardı çocuğun gözlerinde. Hem küskün, kırgın, hem yenilmez, isyankar... Ama en çok da sevilmeye
hasret... Temiz, ay gibi parlayan ,ışıl ışıl çocuk yüzüyle umutlu bakışlar atıyordu, biraz da çekinerek, kumru gibi...