Dağların eteklerinde, derme çatma küçük bir kulübede
yaşıyordu Kiraz. Yürüye yürüye yolu yarılamıştı sessizce, yürüyordu zirveye... Vardığında oraya,
gidecek bir yer kalmayacaktı artık. Geriye dönüp bakacak ve bir yıldıza tutunup
gidecekti gerçek boşluğa. Şimdilik yaşıyordu, bir dağın eteğindeki nehir
kıyısında...
Sildi
süpürdü evini her sabah, bugün de yaşanacak şeyler varmış, ‘ya nasip’ diyerek. Ne umudun elini bıraktı ne de eksik
tuttu hayatı sevmeyi. Herkesin ruh ikizi olmazmış, o da yalnız gelenlerdendi,
yalnız gidecekti…