" Huvat Aktaş'ın bir gündüz bir gece süren yolculuğu, bir öğle vakti Alacaüvek Köyü ağılının başında son buldu. Bu kez masmavi bir otobüsle çıkagelmişti köye. Otobüs yol boyunca epeyce toz yutmuştu ama yine de güneşin kızgın ışıkları altında ayna gibi parlıyordu."
