29 Şubat 2016 Pazartesi

Marmelatlı Pandispanya


Malzemeler:

1 bardak un
4 yumurta
1 bardak şeker
1 kaşık margarin
Marmelat ve çiğ krema

Milföy Pasta


Malzemeler:

1 paket milföy hamuru
2 litre süt 
Yarım su bardağı şeker
3 yumurta sarısı
1 çay bardağı un
2 çorba kaşığı kayısı marmelatı
Yaklaşık yarım paket bisküvi
1 paket bitter çikolata
1 çay bardağı dövülmüş badem

Muzlu Rulo Pasta


Malzemeler:

4 yumurta
1 çay bardağı pudra şekeri
1 tatlı kaşığı kabartma tozu
6 çorba kaşığı un
2 muz
2 bardak süt
1 çorba kaşığı mısır nişastası
1 çay bardağı şeker

Fırın Makarna


Malzemeler:

1 paket fırın makarna
125 gr. tereyağ
3 çorba kaşığı un
1 bardak süt
1/2 tatlı kaşığı tuz
1/2 tatlı kaşığı karabiber
3 yumurta sarısı
1 bardak kaşar peyniri rendesi

27 Şubat 2016 Cumartesi

SIR / RAI AREN



" Herkesin sakladığı bir sır vardır, kumların bile..."

Tarih seven okurlarla buluşturmak istediğim bir roman daha...  SIR, tarih kadar macera ve gerilim de barındırıyor bünyesinde.  M.Ö. 10.000 dolaylarında bir tapınakta yaşananlar... Günümüzde de Mısır çölünde yapılan bir kazı... Ve sırlar...

19 Şubat 2016 Cuma

Fazıl Hüsnü Dağlarca


"Ben sahibi gibiyim yıldızların."

Fazıl Hüsnü Dağlarca, Cumhuriyet dönemi edebiyatının en verimli şairlerindendir. Sürekli şiir yazan sanatçının yüzlerce şiiri yayımlanmıştır. Doğaldır ki, zaman zaman sanatsal arayışlar içine girer. 1934'te yayımlanan ilk kitabı Havaya Çizilen Dünya'da geleneksel Türk şiirinin izleri vardır. Ama şair, bu izlerin yanı sıra, biçimsel sınırları aşma çabasını da göstermiştir. Şiire yeni bir soluk kazandıran Dağlarca, yeni biçim anlayışı ve ele aldığı konular bakımından oldukça özgündür.

Egzistansiyalizm

Varoluşçuluk

Egzistansiyalizm ( Varoluşçuluk), Alman filozof Martin Heidegger'in ortaya attığı bir felsefe sistemidir. 2. Dünya Savaşı yıllarında Fransız düşünür ve romancısı Jean Paul Sartre'ın benimsemesi ve edebiyata uygulamasıyla da bütün dünyaya yayılmıştır. 

18 Şubat 2016 Perşembe

Tariz / Huzuri

Söylenen sözün ya da kavramın büsbütün tersini kast etme sanatıdır tariz. Gerçek ve mecaz anlamların hiçbiri kastedilmez.

Bir nasihatım var zamana uygun
Tut sözümü yattıkça yat uyanma
Meşhur bir kelamdır sen kazan sen ye
El için yok yere ateşe yanma

Zamanı anlatan, eleştiren sözler bunlar. Tembel, bencil ve yüreksizlere eleştiri... Şair Huzuri, bu sözleri çok uzun zaman önce söylemiş Ters Öğüt Destanı'nda ama belli ki günümüzde de pek bir şey değişmemiş.

13 Şubat 2016 Cumartesi

Sözler


Sözler uçuşur etrafta, anlamına anlam yüklenen. Her birinden onlarca anlam, tonlarca sevinç ya da acı çoğalttığımız... Kelebek kadar narin, ömürsüz sözler, taş kadar ağır, ölümlük sözler...

Kendi kadar, söylenişiyle, söyleyenin amacıyla deva ya da zehir saçan sözler... En nadide bir sözcüğü döver gibi, söver gibi de veririz muhatabına, bir armağan gibi, yürek okşayarak da...

Sözler, sözler... Acıtan, kanatan, yoran sözler... Sözler, bal tadında, ısıtan, onaran sözler...  Dildeki gülü de dikeni de yaşatan sözler...  

Kifayetsiz kalır bazen, söylenmek istenen öyle çok şey vardır ki, yetmez hiçbir söz. Sayfalar az gelir, kitaplara sığmaz, ne desek karşılamaz içimizdeki anlamı. Tek bir sözcükle bir kitap dolusu şey anlatırız kimi zaman da. İşte öyle doğurgan öyle de kısır sözler...

Ne kendimizi anlatabilir ne karşımızdakini anlayabiliriz bazen ya da tek bir sözle dünyaları bağışlarız karşımızdakine. Aslında konuşan dil değil yürektir. 'Mutlu ol!' der biri, gaipten bir ses gibi... Ne demek bu, ne anlarsan o sadece. İstersen 'ne halin varsa gör'ü anla istersen de... Ne anlarsan anla!..

Sözler... İş bitiren, can yitiren, baş kestiren, cennete götüren... Sözler... Kimin ağzından ve ne için çıktığıyla anlamlanan kelebekler...



12 Şubat 2016 Cuma

Güneşin Kirpikleri



Yalan insanın ekmeği, aşı
Sen hiç yalancı bir kuş gördün mü?

Gerçekse ağlar bulutlar
Yalandan akan damla
Yağmuru bile yaralar
Sen hiç susuz deniz gördün mü?

Güneşin sarı kirpikleri var
Isıtacaksa göğü sarar
Tanrı'nın  'ol' dediği ancak
Olur sonsuza kadar
Sen hiç yalancı cennet gördün mü?




poetic justice


Şiirsel Adalet

İlahi adaletsiz alemlerin şahı!
Var mı ki bunun bir karşılığı?
Karanlık ormanların
Köksüz dumansı dalları
Ve yitik ruhların
Bedensiz düş yorgunları
Bitirir mi bir gün sancılarını?

Düzyazı Türleri 7 / Otobiyografi

Öz Yaşam Öyküsü


Toplumsal yaşamın içinde, bilim, sanat, spor, siyaset gibi alanların birinde etkin olmuş kişilerin öz yaşam öyküleri oldukça önemlidir. Bu nedenle ayrı bir yazı türü olarak edebiyatta yerini alır otobiyografiler. Gerek kişiyi gerekse yaşadığı dönemi ve sosyal ortamını tanımamıza yarar.

Otobiyografilerin edebiyata girmesi 18. yüzyılda görülmeye başlar. Bağımsız bir tür olarak görülebildiği gibi, kendisine yakın türlerin içinde de yer alabilir. Özellikle otobiyografik romanlar, günümüzde ilgi çeken edebi ürünlerdir.

Otobiyografinin konusu yazarın kendisidir ama bununla sınırlı kalmaz, kişinin yaşadığı dönemi ve sosyal çevresini de görürüz. Anlatım doğal ve yalındır. İnandırıcılığı sağlayansa yazarın samimiyetidir.

Bu yazı türü, ne yazık ki, Dünya ve Türk edebiyatlarında yeterince gelişmemiştir. Bağımsız bir tür olmanın ötesinde, daha çok, anı ve diğer türlerle karışmıştır. Örneğin, Katip Çelebi Mizanü'l-Hak, Fezleke, Cihannüma gibi pek çok eserinde kendi biyografisine de yer vermiştir. Oktay Akbal'ın Şair Dostlarım adlı eserinde, şairleri anlatırken kendisinden de söz ettiği görülür.

Dünya edebiyatında J. Paul Sartre'ın Sözcükler adlı eseri, Türk edebiyatındaysa Aziz Nesin'in Böyle Gelmiş Böyle Gitmez'i bu türün başarılı örneklerindendir. Ayrıca, Necip Fazıl Kısakürek'in Kafa Kağıdı adlı kitabı,  Nazım Hikmet'in Otobiyografi adlı şiiri, İlhan Berk'in Uzun Bir Adam eseri edebi otobiyografinin örneklerindendir.

951'de denizde genç bir arkadaşla yürüdüm üstüne ölümün
52'de çatlak bir yürekle dört ay sırt üstü bekledim ölümü
Nazım Hikmet ( Otobiyografi)

11 Şubat 2016 Perşembe

Günce / Diarium


Latince kökenli diariumun Antik Çağ'a uzanan bir geçmişi vardır. Bir yazı türü olarak günce, Rönesans sonlarında olgunlaşmıştır. Günceler, yazarın kişiliğinin yanı sıra toplumsal ve siyasal tarihi aydınlatmak açısından da büyük önem taşır. 

İnsan




"beni asmak istiyorlar, büyük kara kargalar" 
 (Film repliği)



İnsan doğmak kolay da zor olan bu postun içinde insan kalabilmek.  Doğarken aynıyız aslında, biraz şanslıysak, elimiz ayağımız tam doğmuşsak, tamam işte. İster beyaz, ister buğday olsun ten ya da siyah... Kaş, göz, boy, pos... Ne fark eder, post insan postu sonuçta, ilk bakışta insan işte, hani şu üstün yaratık saydığımız: İnsan!..

10 Şubat 2016 Çarşamba

Oyun


Hani bir oyun oynardık eskiden, her hatada bir çizgi, hani adam asmaca denilen!.. En son hatada ilmeği boynuna geçirdiğimiz o çöp adamı asar dururduk, hatırladın mı? İşte öyle, sen oturduğun yerden astın onu ve o da seni, çöp adam niyetine...

Bir nesil böyle büyüdük biz, oyuncaksız, hayalsiz çöp adamlar çizerek... Oyunlarda kurarak dar ağaçlarını, adamları bir bir asarak oyun niyetine... Şimdi kendimizi asar olduk iplerin ucuna, herkes gibi, acımasızca...

Kazananı olmayan savaşlarda, tüketmedik mi kendimizi, birbirimizi? Bir nesil böyle çürümedik mi?..

Biz, asarken asılmadık mı, dar ağacı çizilmemiş sayfalarda? 


Yorgun Serüvenci / Attila İlhan




Romantik bir şiir Yorgun Serüvenci, ancak özgün bir romantizm bu. Attila İlhan tarzı bir duygusallık...

ben yeşil bir su içtim onsekiz
emirgan'da içtim temmuz'da
bütün karadeniz akıyordu
rüzgar çözülmüştü ay yoktu
işte ben klor içtim onsekiz
bıyıklarımdan damlata damlata 
büyük rezilliğimizi içtim

Bir akıma bağlı değil ama romantizmin yoğun duygusallığı var şiirde; trajik dizeler, öznel yaklaşımlar, karanlık ve sisli duygular... Karışık bir yapısı olan şiir, yer yer ifade tekrarlarıyla da karşımıza çıkar: onsekiz, iç- ,git-, gel-, unut-... Şiirin şekil olarak ilk dikkat çeken yönü, dize başlarının küçük harfle olması, noktalamaya yer vermemesidir. 

İçerik oldukça özgündür şiirde. Cümle bütünlüğü taşıyan dizeler, derin anlamlar içerir bazen de anlamsızlıklar... Birinci şahıs eklerini taşıyan sözcükler dizeler boyunca sıralanıyor: içtim, söndürüyorum, kahvesindeyim, gökteyim, bekliyorum, yorgunum...

Ahmet Kutsi Tecer / Nerdesin

"Kelimelerle yapılmış bir resimdir şiir." Cenap Şehabettin



Ahmet Kutsi Tecer, Nerdesin şiirinde,iç dünyadan dış dünyaya yansıyanları bir sesle özdeşleştirir. Bir ses, nereden ve kimden geldiği belli olmayan bir ses, şairin ruhunu teslim almıştır. Onu beklenmedik anlarda sarsar, gece uykularından uyandırır, peşi sıra takip eder hep, sonra da rüzgara karışır gider. Kısacası şairin tüm benliğine hakim bir ses, "nerdesin" der durur.

Geceleyin bir ses böler uykumu,
İçim ürpermeyle dolar: _ Nerdesin?
Arıyorum yıllar var ki ben onu,
Aşıkıyım beni çağıran bu sesin.

Sözlü Kompozisyon / Konuşma Türleri 1

Münazara


Aytışma da denilen münazara, belli kuralları olan bir tartışma türüdür. Münazarada amaç, ele alınan konunun olumlu olumsuz taraflarıyla tartışılmasıdır. Bu da ikişer üçer kişilik iki grup arasında, belli bir süre içinde, yarışma havasında olur. Aynı konunun artısını bir grup eksisini diğer grup savunur.

Hazırlıklı konuşma türlerinden olan münazaralar, araştırma ve konuşma yeteneğini, düşünceler arasında bağlılık kurabilme becerisini ve ikna yeteneğini geliştiren, bir tezle antitezi karşılaştırarak belli kurallar çerçevesinde tartışmayı öğreten bir türdür.

Elza



Sen de mi öldün Elza
Ölümü gördün mü düşünde?

Taşkın sulardan geçen
Ilık melteminle
Mis gibi bir bahar sabahında
Vazgeçtiğin her ne varsa
Salıp uçurumlara
Ölüp de yeniden doğdun mu sen de?

3 Şubat 2016 Çarşamba

Düzyazı Türleri 6 / Tenkit

Düşünce yazılarından olan eleştiriler, sinema filmi, roman, piyes vb. eserleri inceleyen yazılardır. Bir sanat eserinin yapısını, dil ve anlatımını inceler, niteliklerini çözümleyerek olumlu ya da olumsuz yönlerini açıklar, değerli ve değersiz yanlarını gerekçeleriyle sunar bu  yazılar. Ele alınan eserin türüne ve eleştirmenin yaklaşımına göre çeşitlenirler. Bunlar tarihsel, toplumbilimsel, sanatçıya dönük, eleştirmene dönük ve esere dönük eleştirilerdir.

Kimya Hatun / Saide Kuds


Mevlana Celaleddin-i Rumi'nin Hareminden / Kimya Hatun Saide Kuds'un ilk romanıdır. 2006'da yayımlandığında İran'da Parvin Etesami Edebiyat Ödülü'ne sahip olmuştur. Eser, Kimya Hatun kadar, Mevlana ve Şems'in de hikayesidir. 

Halk Hikayeleri


Halk diliyle oluşan halk hikayesi, masal, destan gibi türler, sözlü geleneğe bağlı, dilden dile ve nesilden nesile aktarılarak gelişen ürünlerdir. Halk hikayeleri destandan öyküye geçişin köprüsü kabul edilen anlatılardır. Bunlar olay çevresinde gelişirler, bugünkü öykü ve romanın sözlü edebiyattaki en eski şekilleridir. Dede Korkut öyküleri ise destanla halk hikayeleri arasında köprü kurar. 

Divan Şiiri


Anadolu'da 13. yüzyılda başlayan ve 19. yüzyılın sonlarına kadar süren, kendine özgü kuralları olan bir şiir geleneği vardır. Bu şiir geleneği, Türkler islamiyeti kabul ettikten sonra, Arap ve İran edebiyatlarının etkisinde gelişerek oluşmuştur. 

Türk şairleri tarafından başlangıçta taklit edilen, sonraki dönemlerde daha üstün örneklerle devam eden Divan şiiri, yeni bir edebiyat anlayışı ve yeni bir dil olarak karşımıza çıkmıştır ve 6. yüzyıl boyunca varlığını sürdürebilmiştir.

2 Şubat 2016 Salı

Eksik Şiir / Sezen Aksu


Eksik Şiir'i okudunuz mu?

Sezen Aksu'nun şarkılarını hepimiz severiz, anlamlı ve derindir sözleri. İşte bu sözlerden oluşan şiirler ya da şiire yakın duran şarkı sözleri 2006'da kitaplaştırıldı. Onları aşina olduğumuz ezgilerinden bağımsız düşünemiyoruz ama inanın bu halleriyle de oldukça güzeller. 

1975-2006 arasında yazdığı şarkı sözlerini toplamış Sezen Aksu bu kitapta. Bizim Minik Serçe kitabına Eksik Şiir demiş ama pek çoğunun şiirselliği su götürmez bir gerçek, şarkı sözünden çok şiir denir çoğuna.

Ağlama Anne'yi Selda Bağcan'dan dinlemeyen var mıdır, belki de pek çoğumuz bu ölümsüz şarkının Sezen'e ait olduğunu bile bilmiyorduk, bu kitap çıkana kadar.

" Ağlama anne, benim için ağlama
Ben de herkes kadar aldım acılardan"

Ya "Onursuz Olmasın Aşk", "Beni Unutma", "Yalnızlık Senfonisi" dinlemeyen, sevmeyen var mıdır bilmem. İşte bir Sezen klasiği daha, dedirten pek çok şarkı. Hangi birini söylemeli, hepsi birbirinden güzel, birbirinden kalıcı...

Herkesin kendinden bir şeyler bulduğu Sezen şarkılarının sözlerinden oluşan bu kitabı çok sevdim.  Tabi sadece bir kısmı var kitapta. Başka bir kitapta diğerlerini de görmeyi dilerim.


1 Şubat 2016 Pazartesi

Göktürk Yazıtları / Tonyukuk Anıtı


Göktürk Yazıtları, Göktürklerin tarihini aydınlatma yönünden büyük değer taşır. Gerçekte bu yazıtlar, bir tür mezar taşıdır. Türkler ölenlerin ardından onların yaptıklarını, başarılarını, kişiliğini öven taşlar dikerlerdi.Bu taşlara balbal denirdi. Ölen kişilerin sonsuza kadar yaşaması dileğiyle bunlara bengü denmiştir. 

Arşiv

İletişim Formu

Ad

E-posta *

Mesaj *